|
| Dort İslemle Kendine Gel - Kişisel Gelişim Üzerine Haberler, Yazılar, Fıkralar |
| AnaSayfa > Kişisel Gelişim Üzerine > Dort İslemle Kendine Gel | |
| | Kendini kendinle topla
Herkes biliyor ki:
Herkes için her şey olamazsın
Her şeyi bir anda yapamazsın.
Her şeyi mükemmel yapamazsın.
Her şeyi herkesten iyi yapamazsın.
Sen de herkes gibi bir insansın.
Öyleyse:
En azından, birisi için önemli bir şey ol.
Bir anda sadece bir şey yap.
Bir şeyleri hep eksik bırakacağını hatırla.
Bir şeyi herkesten iyi yapmaya bak.
Böylece hiç kimsenin “senin gibi” olamadığını gör.
Herkesin herkes gibi olmaya çalıştığı yerde,
sen “sen” ol, böylece herkesten daha iyi ol.
Kendini kendinden çıkar
Çok uzaklara gitmeye gerek yok. Yaşın kaç ise, bir o kadar rakamı
yaşından çıkar ki geriye sıfır kalsın. Hayata başladığın güne git.
Doğduğun gün ağzından çıkan ilk çığlığı hatırla. Şu anda yaşadığın
şehirde bir günde yüzlerce, binlerce bebek doğuyor. Hepsi de bir
çığlıkla karışıyorlar hayata. Kendine bir sor; onların doğması ne kadar
umurunda? Ne kadar önemsiyorsun uğramadığın bir yerde, tanımadığın bir
kadının tanımadığın/tanımayacağın bir bebeği doğurmasını? Doğduğu gün
işte sen de böylesine umursanmaz biriydin. Şükür ki yanı başında annen
baban vardı da, dünyaya ilk acemi bakışlarına şefkatli bakışlarıyla
karşılık verdiler. Elinden tuttular, ninni söylediler, büyüttüler,
beslediler seni.
Seni önemli kılan onların sevgisiydi. O sıralar seni ne Nike tanıyordu,
ne Coca-Cola önemsiyordu, ne de LCW düşünüyordu. Seni önemeyenler,
üstünde hiçbir şey olmadığı halde önemsiyordu seni. Seni sadece sen
olduğun için seviyorlardı.
İstersen doğduğun günden biraz daha geriye gidelim. Birkaç ay daha
geriye.. O zamanlar annenin karnında karanlıklar içindeydin. Sadece
onun fark ettiği, onun hissettiği biriydin. Oracıkta kala kalsaydın ya
da hiç çıkamasaydın, kimse önemsemeyecekti seni. Bildiğin bütün
markalar seni hesaba katmadan satmaya devam edecekti, sevdiğin bütün
reklamlar seni düşünmeden oynayıp duracaktı.
Bir de şöyle düşün: Sen “içerideyken” henüz gözlerin
tamamlanmamıştı; gözlerinin olmadığını gören, gözlerinin olması
gerektiğini düşünen, gözlerini olması gerektiği gibi olması gereken
yere koyan ne annendi, ne babandı, ne de kendindin. Sana sorulmuş
olsaydı, henüz ışığı bile tanımadığın için gözlerine ihtiyacın
olmadığını söylerdin. Sana sorulmuş olsaydı, henüz yolları, bahçeleri,
kaldırımları, vitrinleri görmediğin için ayaklarıma gerek yok derdin.
Belki ellerini bile istemeyecektin. Belki yüzünü bile gereksiz
görecektin. Şimdi bir düşün seni önemli kılan, gözlerinin önüne
taktığın gözlük mü, ayaklarına geçirdiğin ayakkabı mı, ellerine
taktığın eldiven mi, boynuna doladığın atkı mı?
Birkaç ay daha geriye gidelim. Henüz iki hücreden ibaretsin. Annen
bile farkında değil varlığının. İki hücre h=C3=A2l=C3=A2 daha nasıl olduğunu
anlayamadığımız bir hızla, olağanüstü bir düzenle çoğalıp ayrışmasaydı
da, anne rahminden düşüverseydin kimse fark etmeyecekti seni, kimsenin
fark ettiği biri olmayacaktın. Hatta, bir adın bile olmayacaktı.
Hiç doğmasaydın, şu an aramızdan eksik olacaktın. Ama eksikliğini
bile fark etmeyecektik. “Caner şimdi burada olsaydı!” bile
diyemeyecekti annen baban ve sınıf arkadaşların. Çünkü olmayacaktın ve
olmadığın için de olmadığın fark edilmeyecekti. Örneğin “Sümeyye seni
ne kadar özledim!” diyen bir arkadaşın olmayacaktı. Çünkü hepten eksik
olduğun için arkadaşın eksikliğini çekmeyecekti.
Senin anlayacağın hiç var olmamak ölmekten beterdir. Öldüğünde hiç
olmazsa, ardın sıra ağlayanların olur, eksikliğini çekenler olur,
özleyenlerin olur. Ama hiç yaşamadığında, hesaba katılmazsın, sözün
bile edilmez.
İşte şimdi hesabını yeniden yap; kendini kendinden çıkar. Geriye
sıfır kaldığında, yani sen adı bile olmayan bir hücre topluluğu
olduğunda seni önemseyen kim olabilir? Tanıdıkların içinde öyle biri
var mı? Sevdiklerin arasında seni hiç yokken seven biri var mı?
Örneğin, yüzün ortada bile değilken yüzünü özleyen biri var mı?
Nasıl olabilir ki?
Seni en çok sevenler bile seni sen
varolduğun için sevdi. Şimdi sen, seni sen yokken bile seven birini
düşünmek istemez misin? Seni sen var olduğun içen sevenleri
hatırladığın kadar, seni sevdiği için var edeni hatırlamak istemez
misin?
Kendini kendinle çarp
Bu sabah aynaya bir bak.
Bakalım kimi göreceksin. Elbette yeryüzündeki bütün insanlara benzeyen
bir insan yüzü. Kaşları, gözleri, yüzü, burnu, kulakları, saçları ile
sen de herkes gibi bir insansın. Ama aynada herhangi bir insanı görüyor
değilsin. Kendini görüyorsun. Tümüyle sana özel, sadece senin için
yaratılmış bir yüz görüyorsun. Yani senin yüzün gibi başka bir yüz yok.
Onun için yüzüne bakanlar seni, sadece seni görüyorlar. Seni tanıyanlar
yüzünden tanır, sevenler yüzünü sever. Herkese benzeyen birini değil.
Bütün zamanlarda, senin yüzün gibi bir yüz olmadı, senin yüzün gibi bir
yüz olmayacak.
Şimdi tekrar düşün. Sen, en azından yüzüne bakarak anlayabileceğin
gibi, seni yaratan için bir tanesin, biriciksin, çok özelsin. Aynaya
bakıp yüzünü gördüğünde, hep bunu hatırla. Sen hayran olduğun
birilerine benzediğin için önemli değilsin. Sen şarkılarını severek
dinlediğin şarkıcı gibi konuştuğun için özel değilsin. Sen giydiğin
ayakkabı sayesinde, tuttuğun takımın başarıları yüzünden, tişörtünün
üzerinde yazan marka için biricik değilsin. Sen, sadece “Sen” olduğun
için önemlisin. Seni biricik, bi’tanecik ve özel olarak yaratan,
yaşatan bir Yaratıcı seni önemsediği için önemlisin.
Kendini kendine böl
Etrafına bir bak. Ne kadar
çok insan ne kadar çok şey peşinde koşuyor. Çok para, çok mal, çok yer,
çok iş, çok yemek, çok araba, çok tatil, çok çok… Ne kadar telaşla
yaşıyorlar. Herkesin çok acelesi var, çok telaş içindeler, çok
koşturuyorlar, hep bir yerlere yetişmek istiyorlar. Durup kalsalar
kaybedecekler sanki.. Koşturmasalar ellerindekileri düşürecekler gibi.
Şimdi bir de kendine bak. En çok ne mutlu ediyor seni? Kimler sana
gerçek dostluk yüzü gösteriyor? Kaç sahici arkadaşın var? Kaç sırdaşın
var? Çok az şey mutlu ediyor seni. Dostların pek az. Arkadaşlarının ve
sırdaşlarının sayısı bir elin parmağını geçmiyor. Bazen sadece nefes
almak seni mutlu etmeye yetiyor. Özlediğin bir dostunu görmek,
özlediğin bir sahilde yürümek, sevdiğin bir yiyeceği yemek, sevdiğinin
iki gözünün içine içine bakmak mutlu ediyor seni. Hepsi az şeyler.. Çok
az şeyler…
Şimdi geri dön. Dur ve yeniden bak. Meydanlarda koşturan insanların
aradıklarını bir düşün. Merdivenleri telaş içinde tırmanan, otoyolları
son hızla tüketen kalabalıkların neyin peşinde olduğunu düşünmeye
çalış. Aslında onların çoğu senin çoktan bulduğun çok az şeyin peşinde.
Ama çok koşturdukları için bir türlü durup kendilerine soramıyorlar.
Yazık ki aradıklarını sandıkları şeyi bulduklarında da tanımayacaklar.
Sen senin için önemlisin. Biricik olduğun için önemlisin.
Kendini başkalarıyla kıyaslamayı bırak. Kendini kendinle kıyasla.
Kendini başkalarının yaşadıkları ile tanımlamak yerine kendi yaşamınla
tanımla. İçinde başkasının plağı çalmasın. Kendi sesinle konuş. Kendi
yüzünle bak hayata. Kendini önemli bilerek yürü sokaklarda.
Nefes
alıp verebildiğin için, güneşe çıplak gözle bakabildiğin için, rüzg=C3=A2rı
hissedebildiğin için mühimsin. Yaratıldığın için önemlisin. Kendini
kendine bölersen, eline tam tamına bir geçecek. Ne yarımsın, ne
eksiksin, ne de kimselerin seni tamamlamasına ihtiyacın var. Sen
mühimsin.
alinti
|
| Yorumlar | | Bu meatiyel için Henüz Yorum Yapılmamış, İlk yorumu siz Yapın! | | Yorum Ekle | |
|
|
|