Domat.us , Domatesin yeni adı, Yeni tadı - Beta
AnaSayfa Flash Oyunlar SMS Fıkra Yemek Tarifleri MSN Araçları Canlı TV Yazılar Domates  
 
Kategoriler
 
 
 

 
 
 

AnaSayfa > Haberler > Karışık Haberler
Kategori: Haberler
Gönderen: fatos
Tarih: 2010-02-11
Puan: 0   Puan:0 | Katılımcı:0 | Katılımcı : 0
Okunma: 85
  
 
1 puan 2 puan 3 puan 4 puan 5 puan 6 puan 7 puan 8 puan 9 puan 10 puan

Vodafone'dan kaçan kaçana
Vodafone, Türkiye'de
yaptığı sayısız reklamlara rağmen abone kaybı hızla artıyor..

VODAFONE, 31 Aralık
itibarıyla 2009-2010, 3'üncü çeyrek sonuçlarını açıkladı. Açıklamaya göre şirket
küresel operasyonlarında gelirini yüzde 10.3 artışla 11.5 milyar pounda
ulaştı.
Vodafone Türkiye'de ise 18 bin abone daha
kaybederek toplam 15 milyon 665 bine ulaştı. Şirket açıklamasında Türkiye'de
servis gelirlerindeki yüzde 12.9'luk artışa dikkat çekti.
Vodafone Türkiye'nin 2009 yılı amortisman ve vergi
öncesi geliri (EBİTTA: ) bir önceki yıla göre eriyerek 151 milyon pound olarak
gerçekleşti. Vodafone'dan yapılan açıklamada servis gelirlerinin yüzde 12.9'luk
yükselişe dikkat çekilirken abone kaybının birden fazla SIM kart kullananların
tek SIM karta geçişi ve güçlü rekabetten kaynaklandığı ifade edildi.
Servis gelirlerindeki artışın nedeni olarak Ağustos
ayında 3G hizmetinin Türkiye'de aktif hale gelmesi olduğu görülüyor. Vodafone
Türkiye ise, ARPU (Abone Başına Ortalama Gelir) bir önceki yılın aynı dönemine
göre % 23.4 oranında artışla 14.4 TL'ye ulaşmasına dikkat çekilirken bir önceki
çeyrek rakam 15.3 TL olarak gerçekleşmişti.
VODAFONE Türkiye İcra Kurulu Başkanı Serpil
Timuray, üçüncü çeyrek sonuçlarını şöyle değerlendirdi: "2009-10 mali yılımızın
üçüncü çeyreğinde aldığımız sonuçlar, stratejik programımızın doğru yönde
ilerlediğini göstermektedir. Dünya mobil iletişim lideri olarak sahip olduğumuz
bilgi ve deneyimlerimizin katkısıyla, ülkemizdeki bireysel ve kurumsal tüm
müşterilerimize "müşteri memnuniyetini" odağına alan yenilikçi, kaliteli ve
zengin bir yelpazede hizmet sunmaya devam edeceğiz."
Sabah
________________________________


Eskişehir'de bir
tüketici 11 yıllık kredi kartı aidatını geri almayı başardı. İlgili banka, yasal
süreç sonunda, tüketiciye geçmiş dönemlerde hesabından kestiği tüm aidatları
iade etti.
Kredi kartı aidatını geri alan Tüketiciyi Destekleme Derneği Eskişehir
Çözüm Merkezi Başkanı Osman Çağatay, süreci bir yazılı açıklamayla duyurdu.

Bankaların hiçbir yasal dayanağı olmadığı halde "kart aidat ücreti" adı
altında müşteriden tahsilat yapıp suç işlediğini savunan Çağatay, "Bu
olumsuzluklara karşın hakkını arayan tüketici yasal dayanaktan yoksun uygulamayı
sonlandırmaktadır" dedi.

Çağatay kredi kartı aidatını nasıl aldığını
anlattı:

"Bireysel olarak bankaların şahsımla yapmış olduğu kredi kartı
sözleşmenin bir örneğini ve geçmiş yıllara ait hesap özetlerinin tamamını
bankaların genel merkezinden istedim. Bunların içinden ödemiş olduğum kart
ücretlerinin tamamını çıkartarak sözleşmenin sureti ile Eskişehir Odunpazarı
Kaymakamlığı Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Başkanlığı'na başvurdum.

Heyet müracaatımı değerlendirerek kanunsuz olarak kesilen 11 yıllık
kredi kartı aidatının tarafıma iadesine karar verdi. Bu kararı ilgili bankanın
genel merkezine ilettim. Geçmiş dönemlerde hesabımdan kesilen tüm kredi kartı
aidatları iade edildi."

Çağatay, bankalardan, bu karardan ders çıkartıp
bugüne kadar aldıkları haksız kart aidatlarını iade etmesini istediklerini
belirtti ve tüketicilerin haksız olarak kesilen kredi kartı aidatlarını bu
yöntemle geri alabileceklerini söyledi. MSN Haber'den
alıntı
________________________________

Enflasyon
canavarı dişini göstermeye başladı
Deniz
Gökçe deniz.gokce@aksam.com.tr
Türkiye yıllarca
iki, hatta üç haneli enflasyonla yaşamayı öğrenmişken, tek haneli enflasyon
aklına bile gelmez olmuştu. 2001 yılında uygulanmaya başlanan ekonomik istikrar
programı ve daha sonra da bunu kararlılıkla sürdüren Erdoğan hükümetinin
uygulamaları sonucunda enflasyon tek haneli rakamlara geriledi. Ve öyle bir
geriledi ki bu kez düşük enflasyona ayak uydurmakta güçlük çekmeye
başladık.
Türkiye
İstatistik Kurumu (TÜİK) iki gün önce TÜFE ve ÜFE’yi açıkladı. Rakamlara
baktığımda enflasyon canavarının dişlerini görür gibi oluyorum. TÜİK verilerine
göre Ocak ayında tüketici fiyatları yüzde 1.85; üretici fiyatları ise yüzde 0.58
oranında artmış. Yıllık bazda enflasyon ise tüketici fiyatlarında yüzde 8.19;
üretici fiyatlarında yüzde 6.30 oluyor.
T. C. Merkez
Bankası’nın 2010 yılı için enflasyon tahmini yüzde 5.5’le yüzde 8.3 aralığı.
Yani orta noktası 6.9.
Peki “Merkez
Bankası’nın 2010 yılı enflasyon hedefi tutar mı?” derseniz vereceğim yanıt,
kesinlikle “Hayır”. Daha şimdiden Merkez Bankası’nın 2010 yılı hedefinin
tutmayacağını ve muhtemelen yıl içinde revize edileceğini söylemekte yarar
var.
Görülüyor ki
2010 yılı enflasyonu, daha önce alışkın olduğumuz çift haneli rakamlara doğru
gidiyor. Tabii daha önceki yıllarda gördüğümüz çift haneli enflasyon, yüzde
50’lerin üzerindeki rakamlardı. Muhtemelen 2010 yılında ulaşacağımız enflasyon
oranı yüzde 10’u aşacak, yani çift haneli olacak.
Hükümet
enflasyonda gözüken yükseliş trendini ciddiye almıyormuş gibi görünüyor.
Rahatlılıkla söyleyebiliriz ki, şu andan itibaren ciddiye alınmadığı takdirde
enflasyondaki yükseliş trendi aratarak devam edecek. Eğer 2010 yılında enflasyon
yüzde 10’u aşarsa ki, aşacağa benziyor. O zaman 2011 yılı seçim yılı olduğu için
bu yükseliş trendi de artarak devam eder.
Hükümet
şunu düşünüyor olabilir. Benim öncelikli hedefim 2011 yılında yeniden iktidara
gelmek. Önce bir iktidar olayım, sonra enflasyona bakarız. Bunu söylemek kolay,
ancak başarmak pek de kolay olmayabilir. Mevcut iktidar 2011 yılında yerini
korumaya devam da etse, yerini bir başka iktidara da bıraksa görülüyor ki,
hükümetlerin korkulu rüyası olan işsizliğin yanında enflasyon canavarı ile de
savaşmak zorunda kalacak. Vatan
________________________________
Vergi kaçırırken yakalanan vergi
dairesi müdürü!
Tekirdağ'da Süleyman Paşa
Vergi Dairesi Müdürü Züleyha Polat, 180 bin liraya sattığı villasını tapuda 10
bin lira gösterince, Maliye tarafından incelemeye alındıSüleyman Paşa Vergi Dairesi
Müdürü 36 yaşındaki Züleyha Polat hakkında, 180 bin liraya sattığı villasının
satışını 10 bin lira göstererek vergi kaçırdığı iddiasıyla Maliye Bakanlığı
tarafından inceleme başlatıldı. Tekirdağ’da beş yıldır görev yapan Züleyha Polat, 2008
yılında arazi karşılığında müteahhitten aldığı Değirmenaltı Mahallesi’ndeki
villasını satılığa çıkardı. İddiaya göre Polat, villayı 8 Nisan 2008 tarihinde
Hüseyin Toprak’a 180 bin liraya sattı ancak tapu kayıt işlemlerinde satışı 10
bin TL göstererek vergi kaçırdı. Eylül
2009’da Maliye, olayla ilgili inceleme başlatarak Gelirler Başkontrolörü Serpil
Erdem’i araştırma yapmak üzere görevlendirdi. Tekirdağ’a gelerek incelemelere
başlayan Erdem, Züleyha Polat ve alıcı Hüseyin Toprak’ın ifadelerine de
başvurdu. Polat ve Toprak ifadelerinde
evin 180 bin liraya satıldığını söyledi. Erdem’in hazırladığı raporda,180 bin
liraya satılan evin, daha az vergi ödemek için 10 bin liraya satılmış
gösterildiğine yer verildi. Raporda taşınmazın satışını 10 bin lira göstererek, 8 bin 923 liralık
vergi ziyanına neden olduğu açıklandı. Ayrıca satıcı ve alıcının tapu kayıt
işlemleri sırasında iktisat bedelini eksik beyanından dolayı, Harçlar Kanunu’na
göre de 2 bin 542 lira alıcı ve satıcının ayrı ayrı ziyana sebep olduğu
belirtildi. Radikal
________________________________

Toyota'nın ardından Ford da fren sorunu olduğunu
açıkladı
Amerikan otomobil üreticisi Ford da Toyota’nın
ardından hibrid araçlarında birfren sorunu
saptandığını açıkladı.

Ford’un internetteki sitesinden yapılan
açıklamada, bazı sürücülerden fren sistemiyle ilgili şikayet alındığı, araçlarda
fren kapasitesinin bir sorun olmadığını bununla birlikte sürücülerin frenlerinin
boşaldığı hissine kapılabilecekleri belirtildi.

Bu sorunun Fusion veMilan model hibrid araçlarda saptandığı belirtilen
açıklamada, "Açık olalım: her ne kadar sürücüler bir uyarı sinyali duysalar ya
da göstergeler yansa da Fusion ve Milan’ların fren sistemi konvansiyonel frenle
ve ABS kapasitesini korumaktadır" ifadesine yer verildi ve müşterilere ücretsiz
olarak gereken yardımın sağlanacağı vurgulandı.

Bir tüketici haklarını
koruma derneği ise mühendislerinden birinin bir Ford hibrid araçta fren
pedalının durmadan önce olması gerektiğinden daha fazla içeri girdiğini ve
aracın da zor yavaşladığını şaşırarak saptadığını duyurdu.

Ford’dan
yapılan bu açıklama, Japonotomobil üreticisi Toyota’nın 8 milyonaracı
geri çekme kararı aldığı ve dün de hibrid Priusmodelinin fren sisteminde sorun olduğunu duyurduğu zamana
rastlıyor.
________________________________
Mutlulugunuz icin kisisel gelisim
kurallari
*Kural 1: *Asla kendinden suphe etme... Sen ne
hissediyorsan o her zaman dogrudur. Dunyadaki butun
insanlar toplansa ve sana aksini soylese bile senin hissettiklerin senin
icin dogrudur. Onlar farkli hissedebilir, farkli dusunebilir ama bu senin
hissettiklerinin yanlis oldugunu gostermez, sadece onlardan farkli oldugunu
gosterir.

*Kural 2:* Asla farkli oldugun icin utanma. Eger cevrende
senin gibi
dusunen, seni anlayan
insanlar yoksa o zaman cirkin ordek yavrusu hikayesini hatirla... Muhtemelen sen
yanlis yerde, yanlis insanlarla birlikte oldugun icin seni anlamiyorlardir.
O halde hedefin ait oldugun yeri bulmak olmalidir. Asla muhtesem
bir kugu oldugun gercegini unutma ve ordek olmak icin
ugrasma.

*Kural 3:* Gecmiste yaptiklarin icin pismanlik duyma ve ozur
dileme.
Yasadiklarinin senin icin
onemli bir ders oldugunu kendine hatirlat. Bu tecrube ile aldigin
bilgiyi ozenle incele, olayda yaptigin hatalari ve
yeniden ayni durumda olsan
nasil davranacagini iyice dusun ve gelecek olaylar icin kendini
hazirla. Kirilan vazo tamir edilemez ama gelecekte baska vazolarin kirilmasi
onlenebilir.

*Kural 4:* Mumkun
oldugunca kimsenin senin adina karar vermesine izin verme ama baskalarinin hakli
olabilecegini de unutma. Bu hayat senin ve istedigin gibi yasamaya hakkin var,
fakat baskalarini dinle ve onlarin bakis acisini anlamaya
calis.

*Kural 5:* Ailen disindaki
insanlarla iliskilerinde asla kendi ihtiyaclarini ikinci plana atma ve
kendini hayallerle kandirma. Her zaman ama her zaman once sen gelmelisin. Asla
baska insanlar uzulmesin diye kendini uzmeyi tercih etme. Sen
kaldirabiliyorsan, onlar da kaldirabilir. Karsindaki insan senin mutlulugunu
dusunmuyorsa ve senin uzulmene yol aciyorsa, o zaman o
insan sana deger vermiyor
demektir. Bu kisileri degistirecegini ya da sana zamanla onem verecegini
dusunme. Sana karsiliksiz sevgi veren ve senin icin her seyi goze alabilecek
tek insanlar ailendir.

*Kural 6:* Asla kaybetmekten korkarak, sirf inanmak
istedigin icin
karsindaki insanin sevgi
sozcuklerine inanma. Sevgi insanin kalbindedir, gozlerindedir,
davranislarindadir, ses tonundadir, sana verdigi onemde ve degerdedir, senin icin
yaptigi fedakarliklardadir. Insanlar cok kisa zamanda sevgi sozcuklerini
umarsizca dagitmaya baslarlar. Bunlari dinle ama gercek sevgiyi karsindakinin
davranislarina bakarak bul. Inanmak istedigin icin degil gercek oldugu icin
karsindaki insanin sozlerine inan...

*Kural 7:* Her zaman ama
her zaman, mutlaka kalbini dinle. Hayatta senin icin neyin dogru oldugunu
bir tek icindeki ses soyleyebilir. Dolayisiyla icindeki sesle konusmayi
ogren. Her gun kendinle kalmak icin zaman ayir ve kalbini dinle. Baska
sekilde hissetmek icin ikna etmeye degil, gercekten ne hissettigini bulabilmek
icin dinlemeye calis. Bazen icindeki ses sana cok zor geleni yapmani
soyleyebilir ya da duymak istemediklerini soyleyebilir. Korkma... Ve icindeki sesi
dinlemeye devam et...

*Kural 8:* Her zaman ama
her zaman, mutlaka kendine iyi davran. Kendini sev, sefkatle yaklas. Yanlis
yaptiginda acimasizca kendini elestirip uzme... Aksine basini oksa,
kendini kucakla ve her seyin gececegini soyle. Uzgun oldugunda, kirildiginda,
aci cektiginde, mutsuz hissettiginde kendine ozen goster, tipki hasta bakar
gibi kendine bakim uygula. Yapmaktan hoslandigin aktivitelerle mesgul ol ve
bu durumdan cikarak kimsenin seni incitmesine, uzmesine izin
vermeyecegini goster.

*Kural 9:* Hayatta her
seyin bir bedeli oldugunu asla unutma ve bedel odemek istemedigin icin
kendini boslukta birakma. Ornegin bir insani incitmissen, odeyecegin
bedel o insanin guvenini yitirmektir. Eger seni sevmeyen biriyle
birlikteysen, yalniz kalmaktan korkup iliskide kalma, cunku kalmanin bedeli sevgisiz
bir hapiste yasamaktir. Eger farkli olmaktan korkuyorsan ve baska
insanlari taklit edip onlar gibi olmaya calisiyorsan, odeyecegin bedel kendine
olan saygini yitirmek olacaktir. Diger taraftan bazen kendin gibi olmanin
bedelinin de yalniz kalmak oldugunu unutma. O halde yasamda her zaman
bir bedel odeyecegini hatirla. Bir adim atmadan once mutlaka odeyecegin
bedeli bil ve kazanacaklarina degip degmedigine bakarak kararlarini
ver.

*Kural 10:* Insanlara
karsi nazik ve sevecen ol, ne olursa olsun asla bir baska insani kirmak icin
konusma, bilincli olarak uzmeye calisma ve kendi acini hafifletmek icin bir
baskasini yaralama.

*Kural 11:* Hayatta en
buyuk dostun sen olabilecegin gibi hayattaki en buyuk dusmanin gene sen
olabilirsin. Secimini yap ve kendin icin dostu mu yoksa dusmani mi olacagina karar
ver. Yasamdaki tum acilari atlatabilirsin, her seye ragmen mutlu olmayi
basarabilirsin, istersen kotu aliskanliklarini birakabilir ve her zaman
yeniden baslayabilirsin. Istersen kendine yeni bir hayat kurabilirsin. Eger
kendinin dostu olabilirsen.

*Kural 12:* Asla tecrube
kazanmaktan kacma. Ne kadar zor olursa olsun, yeniden ayaga kalk ve yola
devam et. Hayati ogrenmek icin o tecrubelere ihtiyacin var. Kalbin ask
acisi ile yaralanmis ise, sonsuza kadar kendini aska kapatma. Ruhun
insanlarin acimasizligi ile incinmis ise, hayata kusup kendini karanlik bir
dunyada yasamaya zorlama. Bedenin cok buyuk acilar cekmisse, kendini
uyusturup birakma. Unutma bilge insan, hayati yasayandir. Cesur insan, korkusuzca
devam edebilendir. Kahraman insan, tum acilarina ragmen
yenilmeyendir.
________________________________

Ne alakaysa artık bu
yazının burda oluşu :) Kendimde anlam veremedim ama önemli bir ayrıntı gibi
geldi bana. Aklınızda bulunsun işte :) Hem biryerlerde okumuştum ani konu
değişiklikleri insanların dikkatlerini toplamalarını sağlarmış. O yüzden böyle
karmakarışık postalar yapıyorum size. ( Laf işte ! Kendim öyleyimde bahane
buluyorum :)))) İdare edin, ne yapayım ;-) .... Gül

KLOZET
KAPAĞININ ÖNEMİ!

TV de zap yaparken, şu bizim Amerikan asıllı Türk
doktorumuz Öz'ün> programına denk geldim. Tombul Amerikalıların bizim doktora
duydukları hayranlık beni şaşırttı ve seyretmeme vesile oldu... İyi ki
seyretmişim,
bizim Öz, programa katılacak olan seyircilerden birgün önce
banyolarında halihazırda kullandıkları havlu, bone ve diş fırçasından birer
örnek aldırmış ve laboratuvara göndermiş. Program sırasında bu sonuçları
açıkladı... Sonuç inanılmaz.... Latince adını şimdi hatırlamadığım (x)
bakterisi, yine Latince adını şimdi hatırlamadığım (y) bakterisi ve yine Latince
adını şimdi hatırlamadığım (z) bakterisi, ve bunun gibi binlerce bakteri
havlularımızda diş fırçamızda, bonelerimizde, paspasımızda, tavanımızda
duşa
kabinimizde, küvetimizde aynamızda, elektrik anahtarımızda kısacası banyonun
heryerinde.
Bu nasıl oluyor peşinden hemen anlattı...
Sifonu çektiğimizde su partikülleri şiddetle çarpışıyorlar.
Bu şiddet su partiküllerinin klozet alanının 5 m .lik çevresine hızla
dağılmasına neden oluyor. Bu partiküller beraberlerinde bakterileri de
taşıyorlar... Peki bu bakteriler neler? Tahmin edebildiğiniz gibi dışkı, idrar
ve koli basili vs...
Yani sifonu çekmeden önce klozet kapağını kapatmazsanız
milyonlarca iğrenç bakteriler banyonun heryerine havlumuzdan diş fırçamıza kadar
her yere yerleşiyorlar. ..
Sanırım çoğumuza yıllardır manasız gelen klozet
kapağının şimdi neye yaradığını anladık...!!!

________________________________

KRİTER
Her kadın
gönlüne göre bir hayat arkadaşı bulmak ister. Ancak, yıllar geçtikçe erkekte
aranan özellikler azalır. 70'inde nefes alan bir eş yeter!

20 LİK
KRİTERLER

* Yakışıklı.
* Sempatik.
* Maddi durumu yerinde.
*
Beni ilgiyle dinleyecek.
* Espri anlayışı gelişmiş.
* Gücü kuvveti
yerinde.
* İyi giyinmekten hoşlanan.
* Her konuda zevk sahibi.
*
Sürpriz yapmayı seven.
* Romantik ve hayal gücü zengin.

30'unda ne
ister?

* İyi görünümlü ve tercihen kafasında saçı olan.
* Arabadan
inerken kapıyı açan, yemeğe gittiğimizde sandalyemi tutan.
* Pahalı bir
restorana götürecek kadar parası olan.
* Konuşmaktan çok dinleyen.
*
Fıkra anlattığımda katıla katıla gülen.
* Alışverişte paketlerimin hepsini
zahmetsizce taşıyacak kadar gücü kuvveti yerinde.
* En az 1 kravata
sahip.
* Yaptığım yemekleri beğenen.
* Doğum günü ve yıldönümlerini
unutmayan.
* Haftada en az bir kez romantik olabilen.

40'tan
sonrası...

* Çok da çirkin değil... (Tamam kel olabilir!)
* Ben
binmeden arabayı hareket ettirmeyen.
* Fırsat oldukça akşam yemeğine
götüren.
* Beni dinlerken başını sallayan
* Anlattığım fıkraların can
alıcı yerlerini hatırlayan.
* Evdeki eşyaların yerini değiştirmeme yardım
edecek kadar gücü kuvveti yerinde.
* Göbeğini kamufle edecek şekilde kıyafet
şeçen.
* Klozetin kapağını indirmeyi unutmayan.
* Çoğu hafta sonu traş
olan.

50'liklerin hayali

* Burun ve kulağının içindeki kıllar
fazla uzun olmayan.
* Topluluk içinde gaz çıkarmayan.
* Para isteme
alışkanlığı edinmemiş.
* Ben birşey anlatırken uyuyakalmayan.
*
Haftasonları poposunu koltuktan kaldıracak kadar gücü kuvveti yerinde.
*
Ayağındaki 2 çorap aynı renk olan ve temiz giyinen.
* TV karşısında akşam
yemeğinden hoşlanan.
* Adımı unutmayan.

60 yaş ve gerçekler

*
Haftada bir olmasa da aklına estikçe sakal traşı olan.
* Küçük çocukları
ürkütmeyen
* Banyonun nerede olduğunu hatırlayan.
* Bakımı fazla masraflı
olmayan
* Mümkün olduğu kadar gürültüsüz horlayan.
* Neye güldügünü
birden unutmayan.
* Yardım almadan ayağa kalkabilecek kadar gücü kuvveti
yerinde olan.
* Lapa yiyeceklerden hoşlanan.
* Takma dişlerini nereye
koyduğunu unutmayan



MUTTERTIER
LIFE IS BEAUTIFUL... !!! LIVE IT... !!!





 
Yararlı Linkler
  • Malmıyımneyim
  • 50 Tl ye web sitesi
  •  
     
     
     
      AhmBay © 2008 | Render: 0.004 s. | iletisim