Domat.us , Domatesin yeni adı, Yeni tadı - Beta
AnaSayfa Flash Oyunlar SMS Fıkra Yemek Tarifleri MSN Araçları Canlı TV Yazılar Domates  
 
Kategoriler
 
 
 

 
 
 

AnaSayfa > Hikayeler > Sumbul Efendi ile Yavuz Sultan
Kategori: Hikayeler
Gönderen: fatos
Tarih: 2010-04-14
Puan: 0   Puan:0 | Katılımcı:0 | Katılımcı : 0
Okunma: 249
  
 
1 puan 2 puan 3 puan 4 puan 5 puan 6 puan 7 puan 8 puan 9 puan 10 puan

Sünbül Sinan ile Yavuz Sultan

İstanbul'da, Kocamustafapaşa'da, Roma döneminde
Andreas Manastırı diye bilinen güzel bir eser varmış.
1486'da camiye çevrilmiş ve Sünbüliye şeyhi Yusuf Sinaneddin Efendi'nin hizmetlerine vesile olmuş. Sünbül Sinan, burada,
zahiri ve manevi ilimlerde talebeler yetiştirmiş, huzuruna gelenlere
ikramda bulunmuştur. Ünlü şeyh Merkez Efendi de burada yetişmiş, onun en sevgili talebesi imiş. Tam 37 yıl İstanbul halkına hizmet ile talebe
okutan Sünbül Sinan hayattayken öyle hürmet görmüş ki, devr ü zamanında
padişahlar dahi, huzuruna gelir, onun feyz ve bereketlerinden istifade
etmeye çalışırlarmış.
Rivayete göre Yavuz Sultan Selim, Bursa'da atalarının mezarlarını ziyaret ettiği sırada Cem Sultan'ın kabri başında derin düşüncelere
dalar, uzunca bir süre başından ayrılamaz ve bu yiğit amcası için
gözyaşı döker. Çünkü çocukluk hatıraları arasında amcası Cem'in büyük
yeri vardır. Yavuz türbeden ayrılmak üzereyken birden dedesi Fatih'in
amcası Cem'i veliahd görmek istemesini hatırlar ve babasıyla giriştiği
mücadeleler gözünün önünden geçer. Her şey başka türlü olabilirdi diye
düşünür. Sonra gözü türbe kapısında bekleyen Koca Mustafa Paşa'ya
ilişir. O mücadelede Koca Mustafa Paşa'nın rolünü hatırlar. Cem'in
küffar elinde, belki de bir tas suya, başında bir Yasin kıraatine hasret can verişinde paşanın olumsuz etkisi olmuştur. Aynı adam şimdi de
kendisinin küçük veziridir. Hatta arada sırada kıpırdanıp durmaktadır.
Tahta çıkacağı zaman da zaten ağabeyi Ahmed'den taraf olmuştur. Yavuz
bunları düşündükçe öfkesi kabardıkça kabarır, hatta taşar. Sonra da ani
bir kararla birkaç asker çağırır, Koca Mustafa Paşa'yı tepeletir.
Bununla da kalmaz, İstanbul'a geldiği vakit muhasiplerinden birine emir
verir: "Tez adam göndertip küçük vezirin camisini de, imaretini de
ortadan kaldırsınlar, İstanbul'a böyle bir soysuzun yapısı gerekmez!"
İstanbul'da bu emir hayretle karşılanmakla kalmadı, insanlar
tartışmaya da başladı. Sultan böyle bir ferman vermekle neyi ispatlamaya çalışıyordu? Herkes emrin geri alınmasını temenni ile işin nereye
varacağını merak ededursun, ellerinde kazma kürekle Kocamustafapaşa
Camii avlusuna gelen askerler orada toprak çapalayan Sünbül Efendi ile
karşılaştılar. Gelenleri gören şeyh efendi işini bıraktı, emir
kullarının yüzlerine sakin sakin baktı, "Ne istersiniz?" diye sordu. Bu
öyle bir soruydu ki, muhataplarının zihinlerinden kalplerine yol buldu,
hepsinin omuzları düştü, ellerindeki kazmalar yere düştü. Sonra da geri
dönüp kendilerini gönderen devletlulara şöyle dediler:
- Biz o camiye elimizi sürmeyeceğiz. Orada biri var ki, o zat
orada olduğu müddetçe biz oraya kazma vuramayız; varsın başkası yıksın.
Şimdi kim bunu sultana söyleyecekti? Yavuz gibi bir hükümdara
emrinizi yerine getiremiyoruz deme cesaretini kim gösterecekti. Nihayet
olup biteni Kemalpaşazade hünkarın kulağına fısıldadı. Yavuz derhal
ayaklandı, öfkeyle atına bindi, yel oldu esti, sel oldu aktı, dosdoğru
Kocamustafapaşa'ya vardı.
Öte yanda Sünbül Sinan'ın uyanık kalbi bu halden haberdar olmuş,
bir kaç dervişiyle cami avlusunda sureta toprak işlemeye başlamıştı.
Yavuz'un atının nal sesleri erken vakitte duyuldu. O istifini bozmadı,
yalnızca başını kaldırırken "Ya Hak!" dedi, o kadar. İşte o sırada
atından inip hışımla üzerine gelmekte olan hünkar birden yavaşladı.
Ayakları kendisine itaat etmiyor gibiydi. Bir şeyler oluyordu... Onu
durduran bir şey vardı. Dervişler niyaz duruşunda, başları yerde
bekleşmedeydiler. Ama aralarındaki sarışın güzel adam başını eğmemiş
bizzat sultanın gözlerinin içine bakıyordu. Bu bakış sanki sultanın
gözlerinden kalbine iniyor, orada cümle alemden sakladığı sırlarını,
tasalarını, acılarını, emellerini sanki katmer katmer açıyordu. Azıcık
daha böyle bakışırlarsa sultanın göz yaşları sel olup akabilirdi, derhal başını indirdi, boynunu büktü ve belli belirsiz bir sesle "Peki
yıkılmasın!" diyebildi.
Dağ gibi hükümdar neredeyse bütün haşmetini yitirmişti.
Tükürdüğünü yalamak ona göre değildi, ama siz ister şeyh efendinin iki
yanında gördüğü aslanların hazır pençeleri deyin, ister gönlünden
yayılan ışık deyin Yavuz yenilmişti. İmdadına yine Sünbül Sinan yetişti:
- Hünkarım! Padişahların ahdinin yerine getirilmesi gerektir.
Onun için, hiç değilse, ocakları yıksınlar da hünkar sözü vücut bulsun.
Birkaç dakika sonra kazmalar, imaret bacalarını indirirken Yavuz, kim bilir hangi ruh haliyle ve hangi ıstıraplar içinde, sırtındaki
beyaz samur kürkünü çıkarıp Sünbül Efendi'ye giydirdi.
Halvetiye tarikatının Sünbüliye şubesini kuran büyük veli Sünbül
Sinan 1529'da vefat edince bu cami haziresindeki türbesine
defnedilmiştir. Hani belki ziyaretine gidilir diye yazdık...

Mango agacıgın hikayesi [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:112)]
Georg Bernhard Shaw [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:187)]
Özel bir aşk mitosu mis kokulu saçlar [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:274)]
Şeytanı üzen köprü [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:219)]
EDEP [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:260)]

Ask..(Sıcak Bir Hikaye) [Puan:10 | Katılımcı:3 (Hit:10012)]
Ders Veren Hikayeler(Fabllar) [Puan:6 | Katılımcı:4 (Hit:1624)]
Ders Veren Anektod [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:955)]
Binbir gece masalları [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:875)]
Bektasi ve Mevlana'dan Super Ders [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:870)]

Bu meatiyel için Henüz Yorum Yapılmamış, İlk yorumu siz Yapın!
isim Zorunlu Alan! 
Mail Zorunlu Alan! 
Yorumunuz Zorunlu Alan! 
Kalan Karekter.
Resim Onayı Zorunlu Alan! 

 
Yararlı Linkler
  • Malmıyımneyim
  • 50 Tl ye web sitesi
  •  
     
     
     
      AhmBay © 2008 | Render: 0.010 s. | iletisim