Domat.us , Domatesin yeni adı, Yeni tadı - Beta
AnaSayfa Flash Oyunlar SMS Fıkra Yemek Tarifleri MSN Araçları Canlı TV Yazılar Domates  
 
Kategoriler
 
 
 

 
 
 

AnaSayfa > Bilgi Bankası > Depresyon Hakkında Bilinmeyenler
Kategori: Bilgi Bankası
Gönderen: fatos
Tarih: 2011-02-11
Puan: 0   Puan:0 | Katılımcı:0 | Katılımcı : 0
Okunma: 201
  
 
1 puan 2 puan 3 puan 4 puan 5 puan 6 puan 7 puan 8 puan 9 puan 10 puan

Depresyon bedeni ve aklı etkileyen bir hastalıktır. Depresyondaki hastaların pek
çoğunda hem fiziksel hem de psikolojik belirtiler görülür; ancak belirtilerin
özelliği kişiden kişiye değişir. Bazı belirtiler kimilerinde daha belirginken,
kimilerinde daha belirsizdir. Bazı kişiler hiçbir belirti bildirmediği halde,
alışılmadık biçimde davranmaya başlar. Örneğin kliniğimde gördüğüm bir kadın
hasta depresyon öncesinde yasalara saygılı biriyken, depresyona girdikten sonra
mağazalarda hırsızlık yapmaya başlamıştı.

Psikolojik belirtiler
Çöküntü: Bu bozukluğu tanımlamak için kullanılan depresyon sözcüğü çöküntü
anlamına gelse de, depresyondaki tüm hastalar kendilerini çökmüş hissetmezler.
Bazıları gerginlikten, bazıları da duygulardaki kayıtsızlıktan yakınabilir;
bazıları ise açıklanamayan fiziksel belirtilerle ya da davranış
değişiklikleriyle doktora başvurur.
Depresyondaki çöküntü, hayal kırıklığı ya da bıkkınlık yaşadığınız zaman
hissettiklerinizden çok daha yoğundur. Depresyondaki çöküntü uzun süren bir
üzüntü, boşluk, yitiklik ve korkunun karışımıdır. Bazıları bunu şu şekilde
tanımlamaktadır: "Sanki yaşamımın üzerine kapkara bir bulut çökmüş gibi
hissediyorum"=9D. Orta ya da ağır şiddetteki depresyonda çöküntü duygusu genellikle
sabahları en yoğundur ve gün içerisinde biraz azalır; ama hiçbir zaman tam
olarak geçmez. Buna diürnel (gün içindeki) değişkenlik adı verilir. Çöküntü
içerisindeki birinin herhangi bir şeyden zevk alması olanaksızdır ve hobilere
karşı ilgi bile yitirilebilir. Hasta hiçbir şeyden zevk alamaz. Doktorlar buna
anhedoni adını vermektedir.
DEPRESYON BELİRTİLERİ
* Psikolojik
- Mutsuzluk/çökkünlük
- Zevk veren etkinliklere duyulan ilginin azalması
- Kaygı
- Duygusal kayıtsızlık ya da hissizlik
- Depresif düşünce tarzı
- Konsantrasyon ve bellek sorunları
- Sanrılar
- VarsanılarJ
- İntihar dürtüsü
* Fiziksel
- Uyku sorunları - uyuma güçlüğü, erken saatlerde uyanmak ya da çok fazla
uyumak
- Fiziksel ve zihinsel yavaşlama
- İştah kaybı ya da artışı
- Kilo kaybı ya da artışı
- Cinselliğe duyulan ilginin azalması
- Yorgunluk
- Kabızlık
- =C3=82det düzensizlikleri
Bazı daha hafif depresyonlarda, çöküntü duygusu akşamları daha yoğun olabilir ve
gün içerisinde kişi kendini garip biçimde iyi hissedebilir. Ancak kendini kötü
hissedenlerin sayısı daha fazladır. Depresyonunuz hafif şiddetteyse,
başkalarıyla arkadaşlık etmek size zevk verebilir; ancak herhangi bir uyarıcı
yoksa eski duygunuza geri dönebilirsiniz.
Çöküntü yaşayan kişiler genellikle daha sık ağlar; en küçük üzüntü bile ağlamaya
neden olabilir ve hatta hiçbir neden yokken ağlanabilir.

Kaygı (anksiyete): Kendimizi tehdit altında hissettiğimizde, vücudumuzun
salgıladığı adrenalin hormonu kaslarımız ve beynimizdeki kan dolaşımı nı artırır
ve böylelikle gerektiğinde daha hızlı düşünüp hareket edebiliriz. Kendimizi
sinirli, kaygılı ve gergin hissedebiliriz; ama hiçbir şey olmazsa bu duygu
birkaç dakika içinde geçer. Depresyondaki bir hastada, bu gerginlik duygusu
aylarca sürebilir. Bazıları gelen günün korkusuyla, sabahları yoğun bir
gerginlikle uyanır. Depresyonda gerginlik, çöküntüden daha yoğun ve önde gelen
belirti olabilir. Böylesine bir gerginliğin neden olduğu aşırı huzursuzluk ve
öfke sizin ve yakınınızdakilerin yaşamını güçleştirebilir.
Duygusal kayıtsızlık ya da hissizlik: Ağır depresyon geçiren bazı kişiler,
duygularını tamamen yitirdiklerini söylerler ve bu depresyonun en fazla
rahatsızlık veren belirtilerinden biridir. Kendinizi donuklaşmış
hissedebilirsiniz. Ağlayamazsınız ve gözyaşlarınızın kuruduğunu düşünürsünüz.
Duygularınız olmadığı için bu dünyanın bir parçası değilmişsiniz gibi
hissedersiniz. Eşiniz, aileniz ya da çocuklarınız gibi size son derece yakın
olan kişilere karşı bile uzak ve duygusuz kalırsınız.
Depresif düşünme biçimi: Depresyondayken düşünme biçiminiz de değişir. Dünyayı
farklı algılarsınız ve her şeyi olumsuz bir ışık altında görürsünüz. Bu çarpık
bakış açısı, depresyonu daha da körükler.
Başarısızlıklardan ötürü kendinizi gereğinden çok suçlarken, başarılarınızla
övünme hakkını kendinize çok görürsünüz. Yaşamınız boyunca yaptığınız iyi
şeyleri unuturken, kötü olayları abartarak ve tüm canlılığıyla hatırlarsınız.

Olumsuz ayrıntılara yoğunlaştığınızı ve tablonun bütününü görmezden geldiğinizi
fark edebilirsiniz. Çok uç bir örnek verelim: sınavda 99 alan bir depresyon
hastası, iyi sonucu unutup yüzde birlik yanlış üzerinde takılıp kalabilir.
Ayrıca hemen olumsuz sonuçlara varırsınız ve tek bir olaydan genel bir sonuç
çıkarırsınız. Örneğin, bir zamanlar tedavi ettiğim bir model, sokakta yanından
geçen bir adam kendisine garip garip baktığı için, çirkin olduğunu ve herkesin
kendisinden nefret ettiğini düşünüyordu.
Bu tür olumsuz düşünme kalıpları sizi zayıf düşürerek kaygıya, özgüven kaybına,
değersizlik duygusuna yol açar; kendinizi karanlık düşünceler, kendinize yönelik
kuşkular ve gerginlikler içinde kaybedersiniz. Sonuçta kendinizi daha depresif
ve kaygılı hissedersiniz ve kısır bir döngü başlar.
Konsantrasyon ve bellek sorunları: Kaygılar ve depresif düşünceler sizi yiyip
bitirdiği için, başka şeyleri düşünmekte güçlük çekebilirsiniz. Yaşadığınız
konsantrasyon güçlüğü sorunlara neden olabilir. Bir şeyleri hatırlamak için
yoğunlaşmak zorunda kaldığınız için, yetersiz konsantrasyon ve bellek
sorunlarının el ele gitmesi şaşırtıcı değildir. Konsantrasyon güçlükleri karar
verme güçlüğü ve dikkatsizliğe de neden olabilir; kafanızın karışık olduğunu
hissedebilirsiniz. Kimi zaman bu yakınmalar öylesine yoğundur ki, demansla
karıştırılabilir.
Varsanı (halüsinasyon) ve sanrılar (delüsyon): Ağır depresyonda kimi zaman
düşünceleriniz öylesine çarpıklaşır ki, gerçeklikle bağınız kopabilir. Aklınız
size oyunlar oynayabilir, hatta çıldırma korkusu yaşayabilirsiniz. Oysa durum
hiç de böyle değildir: yalnızca ağır bir depresyon geçiriyorsunuz ve tedaviyle
düzeleceksiniz. Ağır depresyonda sanrılarla karşılaşılabilir; neyse ki, son
derece büyük sıkıntıya yol açan bu belirti oldukça ender görülür.
Sanrı (hezeyan), kişinin sarsılmaz yanlış inançlarına verilen isimdir. Bir süre
önce tedavi ettiğim James"=99de olduğu gibi, depresyonda sanrılar depresif ruh
halini (duygudurum) yansıtır ve pekiştirir. James, beş yıl önce bir dükk=C3=A2ndan
yanlışlıkla parasını ödemeden alıp çıktığı elma nedeniyle polise teslim olması
gerektiğine inanıyordu. Polisin kendisini aradığını ve kaçışı olmadığını
düşünüyordu. Bu davranışının ailesi için bir utanç kaynağı ve kendisinin de bir
hiç olduğuna inanıyordu. Jamesi"=99i en büyük halk düşmanı olmadığına, herkesin
hatalar yapabileceğine ve kimsenin bundan rahatsız olmayacağına ikna etmek
imk=C3=A2nsızdı.
Başka hastalar dünyadaki en kötü insan olduklarına ya da kötülüklerinden ötürü
insanların kendilerinden kurtulmak istediğine inanır. Bazıları ise hiç parası
olmadığına, bazıları ölmekte olduğuna ve hatta ölü olduğuna inanır. İnsan
beynindeki düşünce sayısı kadar farklı sanrı vardır, ancak bunların tümü
depresif ruh halini ve depresif düşünce biçimini yansıtır.
Sanrılar yanlış düşüncelerdir. Buna karşın, varsanı gerçek olmayan şeylerin
algılanmasına (genellikle sesler) denir. Örneğin ağır depresyon geçiren bazı
hastalar, olmayan kişilerin seslerini işitir. Bu sesler, odada onlarla konuşan
kişiler gibidir ve hasta bunu korkutucu ölçüde gerçek olarak algılar. Sesler
hastayı eleştirebilir ya da kötü biri olduğunu söyleyebilir. Bu sesler
depresyonu daha da artırır. Bazı kişiler gerçekte var olmayan kokular alır ya da
nesneler görür, ancak bu tür varsanılar daha enderdir.

DEPRESİF DÜŞÜNCE BİÇİMİ
Depresif düşünme biçiminin üç bileşeni vardır:
* Olumsuz düşünceler, örneğin "İşte başarısızım."=9D
* Gerçekçi olmayan son derece yüksek beklentiler, örneğin "Herkes benden
hoşlanmadığı ve işte iyi olduğumu düşünmediği sürece mutlu olamam."=9D
* Düşünme yanlışlıkları, örneğin:
(a) Hemen olumsuz sonuçlara ulaşma
(b) Bir durumun olumsuz ayrıntılarında takılıp kalarak, olumlu yönlerini göz
ardı etme
(c) Tek bir olaydan yola çıkarak genel bir sonuca ulaşma
(d) Sizinle hiç ilgisi olmayan şeylerin bile sizin hatanız sonucu ortaya
çıktığını düşünme

VAKA ÖYKÜSÜ
Carrie bir sekreter; treni yakalamak zorunda olan patronu çıkarken Carrie"=99ye "şu
raporu benim için yazıya döker misin, birkaç hatayı düzelttim"=9D diyor. Carrie
depresyonda olduğu için başarısız olduğunu düşünüyor. Raporu düzeltmek zorunda
kalmasının, işteki başarısızlığını gösterdiğini düşünüyor. Yaşamdan zevk
alabilmek için işinde mükemmel olması gerektiğine ilişkin gerçekçi olmayan
beklentisi nedeniyle, daha da yoğun bir depresyon yaşıyor.

Gerçekte Carrie iyi bir sekreter ama bunun farkında değil. Yolunda giden önemli
şeyler yerine, yanlış giden küçük şeylere takılıyor. Oysa kısa süre önce aldığı
zam, şirketin kendisine verdiği önemi gösteriyor. Ayrıca patronunun kararsızlık
gibi bir özelliği olduğunu ve yazdığı raporlarda her zaman değişiklik yaptığını
da göz ardı ediyor. Olumsuz ayrıntılara takılıyor ve tek bir olaydan yola
çıkarak genel bir sonuca varıyor - tüm bunlar çöküntü hissini artırıyor.
Raporu yazarken aklına başka bir şey geliyor: "Acaba patronum beceriksizce
yazdığım raporu düzeltmek için mi trene geç kaldı? İş bağlantısı yapılamazsa tüm
bunlar benim yüzümden olacak!"=9D Kendi hatası olmayan şeylerden ötürü kendisini
suçluyor ve bu duygu depresyonunu körüklüyor.

İntihar itkisi:
Ağır depresyondaki bir hasta, hatalarla dolu kötü bir geçmişi olduğunu,
sürdürdüğü hayatın berbat olduğunu ve geleceğin korkutucu olduğunu düşünebilir.
Bazıları yaşamın sürdürmeye değmez olduğu, kendilerinin yokluğunda dünyanın daha
iyi olacağı ve yaşamlarına son vermeleri gerektiği sonucuna varır.
Depresyondaki pek çok hasta, yalnızca gelip geçici bile olsa, intiharı düşünür.
Pek çok hasta intihara kalkışmasa bile geceleyin, ertesi gün uyanmamayı, böylece
dünyanın korkunç işkencesinden kurtulmayı umarak yatağa girer.
Çoğu kişi, belki de intiharı fazla şiddetli bir eylem olarak algıladığı, geride
kalan aile üyelerini düşündüğü ya da dinsel inançlarına aykırı olduğu için
kendilerini öldüremeyeceklerine karar verir. Bazı hastalar korkak oldukları için
intihar edemediklerini düşünür ve bu da daha fazla utanç duymalarına yol açar ve
depresyonu besler.
İntiharı düşünüyorsanız, intihara kalkışma riskiniz vardır. Hemen yardım
isteyin: doktora gidin, bir acil servise başvurun ya da yardım hatlarını arayın.
Unutmayın, depresyon tedavi edilebilir.
Fiziksel belirtiler
Depresyon değişik fiziksel belirtilere neden olabilir. Depresyondan etkilenen
bazı kişiler, kendilerini son derece yorgun ya da sağlıksız hissettikleri ya da
ağrıdan yakındıkları için, kendilerinde fiziksel bir hastalık bulunduğu sonucuna
varabilirler.
Uyku sorunları: Depresyonda uyku sorunları yaygındır ve kimi zaman yorgunluğun
bir kısmı buna bağlıdır. Orta ya da ağır şiddette depresyonunuz varsa, alışık
olduğunuzdan birkaç saat önce uyanabilir ve tekrar uyuyamayabilirsiniz.
Depresyonlu hastaların tümü kaygılarından ötürü uykuya dalmakta güçlük çekebilir
ve gece boyunca birkaç kez uyandıkları için uykuları bölünebilir.
Zihinsel ve fiziksel yavaşlama:
Depresyonda iseniz kendinizi paslanmış bir makine gibi hissedebilirsiniz.
Sürekli yorgunluk hisseder, sıradan gündelik işlerde bile zorlanır, her şeyi yük
olarak algılar ve her şeyin yavaşladığı duygusuna kapılırsınız. Konuşmanız da
yavaşlayıp tek-düzeleşebilir; hatta hareketleriniz bile yavaşlayabilir.
Doktorlar bu duruma psikomotor retardasyon (yavaşlama) adı verir.
Bazen bedensel işlevler de yavaşlar ya da bozulabilir. Örneğin ağız kuruluğu ya
da kabızlık olabilir; bazı kadınlarda =C3=A2detler kesilir ya da düzensizleşir.

İştah kaybı: Depresyondaki hastalar aşırı kilo verebilir. Yiyecekler iştah
uyandırmaz ve tat vermez. Hasta açlık duygusu bile yaşamayabilir. Ağır
depresyonlu bazı hastalar yemeyi ve içmeyi tamamen keser, ancak bu enderdir.
Ters fiziksel belirtiler: Depresyonun yetersiz uyku, iştah kaybı ve kilo kaybı
gibi normal fiziksel belirtilerinin yerine bazı hastalarda ters fiziksel
belirtiler olarak adlandırılan belirtiler ortaya çıkar. Bu hastalar daha çok
uyur, daha çok yer ve kilo alır. Kendinizi kötü hissediyorsanız ve bu tür
belirtiler yaşıyorsanız, doktorunuzu görmelisiniz. l Diğer fiziksel belirtiler:
Depresyon hemen her türlü fiziksel belirtiye yol açabilir. Yaygın yakınmalar
olan ağrı ve basınç hissi özellikle baş, yüz, sırt, göğüs ve sindirim sistemini
etkiler. Bazı hastalar ise, aslında depresyonda oldukları halde, kalplerinde bir
sorun olduğu düşüncesiyle göğüs ağrısından yakınarak acil servislere başvurur.
Böyle hastaların yaşadıkları ağrı gerçek bir ağrı olmakla birlikte, depresyondan
kaynaklanır; aslında kalplerinde ciddi bir sorun yoktur.
Cinsellik: Depresyondaki hastaların çoğu cinsellikten uzaklaşır. Bunun pek çok
nedeni vardır. Bazıları duygusal açıdan uyuşmuş oldukları dönemde fiziksel aşkın
gereklerini yerine getiremeyeceklerini hisseder. Diğerleri kendileri hakkında
öylesine olumsuz düşünceler yaşarlar ki, bir türlü rahatlayamazlar. Bu tür
psikolojik sorunlar fiziksel sorunlara neden olabilir; erkekler ereksiyon
güçlüğü yaşayabilir ve kadınlar kuruluktan, dolayısıyla cinsel ilişkinin ağırılı
olmasından yakınabilir. Depresyon daki pek çok kişi, niçin olduğunu açıklayamasa
da, cinselliğe ilgisini yitirir.
"Gülümseyen"=9D depresyon: Depresyonluların tümü kendini kötü hissetmez. Bazı
kişiler kendilerini depresyonda hissetmese de doktora ağrı, baş ağrısı ya da
yorgunluk gibi depresyonu düşündüren belirtilerle gider. Fizik muayene ve
araştırmalarda, hastalıkla ilgili fiziksel bir neden belirlenemez ve bu tür
durumlarda etkili tek tedavi antidepresan ilaçlardır. Belki de bu vakalarda
bilinç altının oynadığı oyunlar, bilincin depresyonu kabullenmesine izin
vermemektedir.
BELİRTİLERE YOL AÇAN NEDİR?
Depresyon belirtileri beyindeki bazı kimyasal maddelerin düzeyinin düşmesine
bağlı olabilir. Bu durumun nedenlerini anlamak için, beynin nasıl çalıştığına
bakmalıyız. Beyin milyarlarca sinir hücresinden oluşmuştur. Bir harekette
bulunmak ve hatta yalnızca bir şeyler yapmayı düşünmek için bile yüzlerce sinir
hücresi kullanılır. Sinir hücrelerinin birlikte çalışabilmesi için,
birbirleriyle iletişim kurmaları gerekir; bu iletişim nörotransmiter adı verilen
kimyasal maddelerin salıverilmesiyle kurulur. Bir sinir hücresinin ucuyla diğeri
arasında sinaps adı verilen küçük bir boşluk vardır. Ilk sinir, ikincisiyle
sinaps boşluğuna nörotransmiter salgılayarak iletişim kurar. Bir nörotransmiter
bir sonrakine tutunur ve böylece mesajlar iletilir.
Çalışmalarda, depresyonda üç önemli nörotransmiterin (dopamin, serotonin ve
noradrenalin) azaldığı bulunmuştur. Sinapslardaki düzeylerin düşmesine bağlı
olarak, beyindeki iletişim ve mesaj trafiği bozulmakta ve böylelikle depresyon
gelişebilmektedir.
Bu kimyasal maddelerin düzeyinin düşmesine neyin yol açtığı bilinmemektedir.
Bilim adamları, bu maddelerin düzeyindeki düşüklüğün depresyonun nedeni mi yoksa
sonucu mu olduğunu henüz belirleyememiştir. Stresin bu tür nörotransmiterlerin
düzeyini düşürmesi ve sonuçta depresyona yol açması olasıdır. Antidepresan
ilaçlar, bu kimyasal maddelerin düzeylerini artırarak etkide bulunur.
Hormonların rolü
Hormonlar depresyon belirtilerinin ortaya çıkmasında önemli bir rol oynayabilir.
Adrenalinin kaygıya yol açtığını biliyoruz; kadınlık hormonlarının depresyondaki
rolü ise sayfa 18"=99de değerlendirilmektedir. Depresyonda önem taşıma olasılığı
bulunan bir diğer hormon da kortizoldür.
Kortizol vücudumuzun strese karşı verdiği tepkide önem taşır. Kortizol vücut
metabolizmasının bütün kısımları üzerinde çok sayıda etkide bulunarak, acil
durumlara hazır olmamızı sağlar. Bağışıklık reaksiyonlarını, böbrek işlevlerini
ve kandaki şeker ve yağ düzeylerini değiştirir. Kortizol salgısı, beyindeki
hipofiz bezinin kontrolü altındadır ve depresyonlularda salgı kalıbı bozulur.
Sağlıklı kişilerde sabahları genellikle bol miktarda kortizol salgılanır ve
düzeyler gün içerisinde azalır; buna karşın bazı depresyonlu hastalarda kortizol
gün boyunca aynı düzeyde salgılanır. fiimdilik bunun depresyonun nedeni mi yoksa
sonucu mu olduğu bilinmese de, kortizol beyindeki nörotransmiter düzeylerini
etkiler.

Sinir hücrelerinde mesaj iletimi.
Vücuttaki kortizol düzeylerinin değişmesinden yola çıkarak bir depresyon testi
geliştirilmiştir; ancak bu testin duyarlılığı yüksek değildir ve test on kişiden
ancak üçünde doğru sonuç verir. Fiziksel belirtileri olan ağır depresyonda
testin duyarlılığı en yüksektir.
ÖNEMLİ NOKTALAR
* Depresyon hem fiziksel hem de zihinsel belirtilere neden olur.
* Belirtiler kişiden kişiye değişir.
* İntihar konusunda düşünen herkes intihar etme riski taşır ve bu nedenle hemen
yardım aramalıdır.

Einstein’dan Esrarengiz 10 hayat dersi [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:81)]
Osmanlıdan miras birbirinden yararlı şerbet tarifi [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:502)]
Aristotales [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:240)]
William SHAKESPEA [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:198)]
Süper sadece doğum günü için [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:255)]

Dunya'ya Yön Veren Sözler [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:1006)]
Özlu Sozler ;) (Twitter ve Facebook için çok işe yarayacak;)) [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:891)]
En kısa nobel konuşması : [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:719)]
Öğretmenim canım benim - Yılmaz Özdil [Puan:1 | Katılımcı:1 (Hit:718)]
8 Mart Dunya Kadınlar Gunu [Puan:1 | Katılımcı:1 (Hit:547)]

Bu meatiyel için Henüz Yorum Yapılmamış, İlk yorumu siz Yapın!
isim Zorunlu Alan! 
Mail Zorunlu Alan! 
Yorumunuz Zorunlu Alan! 
Kalan Karekter.
Resim Onayı Zorunlu Alan! 

 
Yararlı Linkler
  • Malmıyımneyim
  • 50 Tl ye web sitesi
  •  
     
     
     
      AhmBay © 2008 | Render: 0.034 s. | iletisim