|
| Nalci Baba - Hikayeler Haberler, Yazılar, Fıkralar |
| AnaSayfa > Hikayeler > Nalci Baba | |
| | Kategori | : Hikayeler | | Gönderen | : fatos | | Tarih | : 2011-02-12 | | Puan | : 0 | Katılımcı : 0 | | Okunma | : 451 | | | | | |
| | NALINCI BABA
Bu bir hikaye değildir, bu ibretli bir olaydır.
Osmanlı Devleti'nin adaletli padişahlarından Sultan 3. Murad'ın devrinde
geçmektedir.. Padişah o gün oldukça telaşlıdır.. Veziriazam Siyavuş Paşa
dayanamayıp;
"Hünkarım, canınızı sıkan bir şey mi var?" diye sorar.
"Akşam garip bir rüya gördüm, hayırdır inşallah" der Sultan Murad!.. Ve
ekler:
"Hayır mı, şer mi öğreneceğiz, hazırlan, dışarı çıkıyoruz!.."
Padişah ve veziriazam, hoca kılığında çıkarlar yola.. Seri adımlarla
Beyazıt'a çıkarlar, oradan Vefa, Zeyrek derken aşağılara doğru sallanırlar..
Unkapanı civarına geldiklerinde, yerde yatan bir ceset görürler ve oradaki
ahaliye cesedin kime ait olduğunu sorarlar.. Kalabalıktan bir kişi;
"Aman hocam, sakın bulaşma bu cesede!.. Kırk yıllık komşumuzdur, ama ayyaşın
biridir" der ve tafsilata devam eder:
"Aslında iyi sanatkardır.. Azaplar Çarşısı'nda nalıncıdır.. Fakat
kazandıklarını içkiye, fuhuşa harcar.. Şişelerle şarap taşır evine ve nerede
bozuk ahlaklı kadın varsa takar peşine, götürür.. Onu kimse camide de
görmemiştir.. Nihayet öldü, mahalleli kurtuldu.."
Daha sonra tüm mahalleli gider.. Koca padişahla veziriazam, cesedin başında
kalakalırlar!..
Kısa bir şaşkınlıktan sonra; Sultan Murad vezirine dönerek;
"Herkes gitti ama biz gidemeyiz, şöyle veya böyle bu insan bizim tebaamız..
Defini tamamlamak gerekir ve bunu biz yapmalıyız" der!..
Siyavuş Paşa; kem-küm etmek istese de, padişah kararlıdır:
"Önce naaşı kaldıracağız, yıkanmasını, paklanmasını, telkinini, kısacası her
şeyini biz yapacağız!.. Hem rüyadaki hikmeti çözemedik daha!.."
"Emredersiniz sultanım" der veziriazam!..
Sultan Murad'la Siyavuş Paşa, yüklenirler cesedi, gelirler Fatih Camii'ne!.
Vezir, kefen tabut bulur. Padişah ise kazanı kaynatır.. Cesedi bir güzel
yıkarlar ki, naaş güzelleşir.. Sanki mevtanın alnında bir nur aydınlanır..
Padişahın da, vezirin de kanı ısınmıştır bu adama.. Uzatmayalım, meçhul
nalıncıyı kefenleyip, ardından tabuta yerleştirip, musalla taşına
yatırırlar..
Ama namaz vaktine daha bir hayli vardır..
Vezir Siyavuş Paşa; "Sultanım, sorup soruşturmadan cenazeyi buraya
getirdik.. Belki hanımı ve çocukları vardır" der.
"Haklısın" der padişah, "Sen burada bekle, ben şöyle bir dolanayım!.."
Sultan Murad, bu garip maceranın başladığı noktaya gider, yeniden soruşturup
nalıncının evini bulur.. Kapıyı yaşlı bir kadın açar.. Hoca kılığındaki
cihan padişahından hadiseyi metanetle dinler.. Enteresandır, yaşlı kadın
şaşırmamıştır ve sanki bu vefatı bekler gibidir.. Bakın neler söyler kadın,
padişaha:
"Hakkını helal et evladım, belli ki çok yorulmuşsun.. Bizim efendi, bir
alemdi, vesselam!.. Akşamlara kadar nalın yapardı... Ama birinin elinde
şarap şişesi görmesin; hemen satın alırdı.. Sonra da getirip helaya
dökerdi..
"Niye böyle yapıyorsun?" diye sorduğumda;
"Ümmeti Muhammed, içip günaha girmesin diye" derdi..
Sonra, malum kadınların ücretlerini öder, üstelik onları eve getirirdi..
"Ben şimdi sizin zamanınızı satın aldım, öyleyse şimdi dinlemeniz gerek"
derdi kadınlara!..
O çeker giderdi, ben menkıbeler anlatırdım kadınlara.. Mızraklı İlmihal,
Hücceti İslam okurdum... Tabii ahali bunları bilmezdi ve olmadık iftiralar
atarlardı.. Hoş, milletin ne düşündüğü umurunda değildi.. O hep uzak
mescitlere giderdi..
"Öyle bir imamın arkasında namaza durmalı ki, tekbir alırken Kabe'yi
görmeli' derdi.. Bir gün;
"Bak efendi" dedim;
"Sen böyle yapıyorsun, ama komşular seni kötü belleyecek ve korkarım cenazen
ortada kalacak!.."
"Haklısın hanım, kimseye zahmet vermeyeyim" dedi ve mezarını bahçeye kendi
kazdı.. Ama ben üsteledim;
"İş mezarla bitiyor mu, seni kim yıkar, namazını kim kıldırır?" dedim!..
O ana kadar ihtiyar kadını soluksuz dinleyen Osmanlı Devleti'nin kudretli
Padişahı 3. Murad heyecanla sorar:
"Ne dedi o zaman?.."
"Efendim, önce uzun uzun güldü, sonra da dedi ki; Allah büyüktür be hatun,
hem padişahın işi ne ki, o yıkar!."
Değerli okuyucularım, peki kimdir bu kendisini yıkayacak olanı dahi keşfeden
keramet ehli insan?..
Cibali'de metfun bulunan ve Nalıncı Baba olarak da anılan bir evliyadır..
Künyesi; Bergamalı Muhammed Mimi Efendi'dir..
1592 yılında vefat etti. Türbesi Unkapanı'nda, eski Cibali tütün
fabrikasının arkasında, Haraçzade Camii karşısındadır..
Padişah Sultan Murad, menkıbede belirttiğim gibi defin işlerini bizzat
yaparak mübareği evinin bahçesine defnetti. Kabri üzerine bir kubbe, önüne
bir çeşme koydurdu.. Ve bu cennetmekan zat, İstanbul'da metfun bulunan
sayıları bilinmez nice Allah (cc) dostlarından sadece biridir..
Ruhuna el Fatiha
--
|
| Yorumlar | | Bu meatiyel için Henüz Yorum Yapılmamış, İlk yorumu siz Yapın! | | Yorum Ekle | |
|
|
|