Domat.us , Domatesin yeni adı, Yeni tadı - Beta
AnaSayfa Flash Oyunlar SMS Fıkra Yemek Tarifleri MSN Araçları Canlı TV Yazılar Domates  
 
Kategoriler
 
 
 

 
 
 

AnaSayfa > Bilgi Bankası > Türklerde ve İslamda Kadın
Kategori: Bilgi Bankası
Gönderen: Admin
Tarih: 2011-03-21
Puan: 0   Puan:0 | Katılımcı:0 | Katılımcı : 0
Okunma: 214
  
 
1 puan 2 puan 3 puan 4 puan 5 puan 6 puan 7 puan 8 puan 9 puan 10 puan

Türklerde ve İslamda Kadın
Kaynak: Ahmet Taner Kışlalı


Eski Türk boylarında kadın özgür ve eşit bir toplumsal konuma sahipti.
Ziya Gökalp'e göre eski Türkler "hem demokrat, hem de feminist" idiler.
Türklerde feminizmin birinci nedeni, toplumda var olan demokrasi, ikinci
nedeni ise Türklerin o zamanki dini olan şamanizmin, kadındaki "kutsal" güce
dayanmasıydı.
Hukuksal açıdan kadın ve erkek tamamen eşitti.
Erkeğin yanlızca bir tane "zevce"si, yani karısı olabilirdi.
Kadınlar doğrudan doğruya hükümdar, kale muhafızı, vali ve elçi
olabilirlerdi.
Kızlar, kendileriyle evlenmek isteyen erkeklerle bir çeşit düello yapıyor ve
kendilerini yenemeyen erkeklerle evlenmiyorlardı.
Ev, karı ile kocanın ikisine aitti. Çocukların velayeti konusunda baba
kadar ana da hak sahibiydi.
Eski Türk topluluklarında, devlet başkanlığı hatun-hakan'ın ortak
sorumluluğu ile yürütülürdü. Yasa niteliğindeki emirname'ler, her ikisince
imzalanmadan uygulanamazdı.
Kadın devlet yönetiminde, hatta askerlik ve sporda bile etkin rol oynuyordu.
Elçi kabulü dahil, bütün önemli törenlerde, hakan ile hatun beraber
bulunurlardı. Kadınlar savaşın her aşamasında erkeklerle eşit koşullarda
katılırlardı. Hatun bizzat savaş kurulunun üyesiydi.
Tarihte devlet başkanlığı yapmış ilk kadınlar da Türklerdi.
Delhi Türk Devleti'nde Raziye Sultan, Kirman'daki Kutluk Devletinde Türkan
Hatun bunun en ünlü örneklerini oluşturuyordu.
Türklerin İslam'ı kabul etmelerinden ve Anadolu'ya yerleşmelerinden sonra
bile bu kültürel etkiler, belirli ölçüler içinde, azalarak sürebilmiştir.
Eski Türk kadınlarında örtünme ve erkeklerden kaçma yoktu.
Şerafettin Turan, Arap gezgini İbni Fadlan'ın onuncu yüzyıldaki Türk
kadınının yabancı erkeklerden bile kaçmadığını ve bedeninin hiçbir yerini
saklamadığını görerek, hayretler içinde kaldığını aktarıyor.
Aynı kaynağa dayanarak, Bulgar Türklerinde kadınlarla erkeklerin birarada
nehirde yıkandıklarından söz ediyor.
Türklerin İslam dinini kabul etmelerinden sonra da "kadın"a Arap ve
İranlılardan farklı yaklaşımlarını sürdürmüş, geçmiş birikim dolayısıyla da
kültür farkının yansıması olmuştur.
İslamın kadına bakış açısını, kadınla ilgili olarak getirdiği kuralları
anlayabilmek için, İslam öncesi Arap toplumlarında kadının hangi koşullar
içinde yaşadığını ve konumunu bilmekte yarar var.
Kuran'ın "cahiliyye" dönemi olarak adlandırdığı İslam öncesi Arap
toplumlarında, kadın Türk toplumlarının tersine, toplumun en aşağılanan
öğesini oluşturuyordu.
Bazı hayvanlar, örneğin deve bile kadından daha değerli sayılmaktaydı. Kız
çocuklarının ölüme terk edildiği, hatta diri diri gömüldüğü durumlar
yaygındı. Kız çocuk doğuran kadınlar cezalandırılıyor kadın mal gibi
satılıyordu.
Erkek istediği kadar kadınla evlenebiliyor ve dilediği zaman terk
edebiliyordu.
İslam dini Arap kadınını işte bu konumdan aldı ve hiç değilse erkeğin yarısı
kadar haklara sahip olduğu bir konuma getirdi.
Bu gelişme, İslam'ı kabul eden Arap kadını için büyük bir ilerleme, ama Türk
kadını açısından da aynı ölçüde gerileme anlamı taşımaktadır.
İslam dinini ilk kabul eden Türkler, Karahanlılar ve Hakaniler (926)
oldular. 990-1000 yılları arasında da onları Selçuklu Türkleri izlemiştir.
Kadının da bir insan olduğu, Arap toplumunda, ancak İslam dini sayesinde
kabul edilmiştir.
İslam dinini kabul ettikten sonra, Türk toplumu da ağır ağır değişmeye
başladı. Bu konuda, dinin getirdiği kurallardan çok, İran ve Arap
kültürlerinin olumsuz etkileri görüldü.
Eski Türk destanları kadını hep yüceltirken, Türklerin İslam dini kabulünden
sonra, 1070 yılında yazılan "Kutadgu Bilig" artık kız çocuğunu değersiz
sayıyor, kadınların örtünmemelerini eleştiriyordu.

Örtünme olayı ancak Fatih döneminden sonra, özellikle Bizans'la ilişki
içine girilmesinin etkisiyle başladı.
Çok kadın ile evlenmek, harem oluşturmak gibi uygulamalar daha çok saray ve
saray çevresinde yerleşti.
Evlenmede kızın rızası alınması giderek kaybolurken, boşanmak sadece kocanın
hakkı olarak görülür oldu.
Mirasta kadının payı azaldı mahkemelerde iki kadının tanıklığı bir erkeğe
eşit sayıldı.
Kadın eğitim olanaklarından yoksun bırakıldı, sokağa çıkması sınırlandı
hatta bazı durumlarda tamamen yasaklandı.
Türk kadının konumundaki iyileştirmeler Tanzimattan sonra yeniden başladı.
Kız çocuklarının ilk ve orta okullara gitmesine 1858 yılında izin verildi,
ebe okulu ve kız öğretmen okulu açıldı. İkinci Meşrutiyetin ilanından sonra
ilk kız lisesi açıldı.
Atatürk, Türk kadınına çağdaş bir konum kazandırma düşüncesini uygulama
çalışmasına başladı ve kadının "vatandaş" sayılmasına bile karşı çıkan
milletvekillerinin neredeyse çoğunlukta olduğu bir Meclis'te ve Kurtuluş
Savaşı'nın en korkulu günlerinde, Türk kadının en ileri toplumlardaki yasal
haklara sahip kılmak için ilk adımları attı.
Bu sürecin son aşaması olarak Türk kadını 5 Aralık 1935'te Seçme ve Seçilme
Hakkına kavuştuğu zamanlar, demokrasinin beşiği sayılan bazı batı
ülkelerinin kadınları henüz bu hakka sahip değildi.
Türk kadının, Atatürkçü bir devrim anlayışı içinde elde ettiği kazanımların
önemini iyi değerlendirebilmek için İran Cumhuriyeti'nin devrimini, İran
kadınına layık görülen konumu incelemekte yarar var.
Dünyada yalnız son altı bin yıldır ataerkil düzen görülmektedir. Daha önce
tam bir milyon yıl, toplulukları kadınlar yönetmiştir.

Bu millet modern olmaya devam edecekse bu, kadınlar sayesinde olacaktır.
Kadınlar özgürlüğünüzü ve ruhunuzu baskılardan kurtarın.
*Mustafa Kemal Atatürk*

*Ahmet Taner Kışlalı* - Siyaset Bilimi



Einstein’dan Esrarengiz 10 hayat dersi [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:81)]
Osmanlıdan miras birbirinden yararlı şerbet tarifi [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:502)]
Aristotales [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:240)]
William SHAKESPEA [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:198)]
Süper sadece doğum günü için [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:255)]

Dunya'ya Yön Veren Sözler [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:1006)]
Özlu Sozler ;) (Twitter ve Facebook için çok işe yarayacak;)) [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:891)]
En kısa nobel konuşması : [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:719)]
Öğretmenim canım benim - Yılmaz Özdil [Puan:1 | Katılımcı:1 (Hit:718)]
8 Mart Dunya Kadınlar Gunu [Puan:1 | Katılımcı:1 (Hit:547)]

Bu meatiyel için Henüz Yorum Yapılmamış, İlk yorumu siz Yapın!
isim Zorunlu Alan! 
Mail Zorunlu Alan! 
Yorumunuz Zorunlu Alan! 
Kalan Karekter.
Resim Onayı Zorunlu Alan! 

 
Yararlı Linkler
  • Malmıyımneyim
  • 50 Tl ye web sitesi
  •  
     
     
     
      AhmBay © 2008 | Render: 0.015 s. | iletisim