Facebook Sayfamızı Beğenin

Domat.us , Domatesin yeni adı, Yeni tadı - Beta
AnaSayfa Flash Oyunlar SMS Fıkra Yemek Tarifleri MSN Araçları Canlı TV Yazılar Domates  
 
Kategoriler
 
 
 

 
 
 

AnaSayfa > Testler > iş mulakatında dikkat edilmesi gereken hususlar
Kategori: Testler
Gönderen: Admin
Tarih: 2011-03-29
Puan: 0   Puan:0 | Katılımcı:0 | Katılımcı : 0
Okunma: 875
  
 
1 puan 2 puan 3 puan 4 puan 5 puan 6 puan 7 puan 8 puan 9 puan 10 puan

*İşe girerken mülakatta 20 tuzak soruya dikkat*

"Eskiyi kötülemeyin"... Soru: Çalıştığınız şirketten niye ayrılmak
istiyorsunuz? Niçin iş aradığınız yahut eski şirketinizden niye ayrıldığınız
söz konusu olacak ve size eski patronunuzla, yöneticilerinizle bir sorununuz
olup olmadığı sorulacaktır. Eskileri şikayet etmekten kaçının. Aksi
takdirde, mülakatı yürüten "Yarın bizim hakkımızda da böyle konuşur" diye
düşünecektir.

Böyle bir soruyla karşılaştığınızda, daha fazla sorumluluk almak
istediğinizi, ama çalıştığınız (eski) şirkette bunun mümkün olmadığını;
hayatınızda yeni bir "challange" yaşayacak bir döneme geldiğinizi
düşündüğünüzü; farklı bir sektörü tanımak ve deneyim kazanmak istediğinizi
söylemek daha tehlikesizdir. Yani geçmişi değil, geleceği konuşun.

*Sağlam referans gösterin*

*Soru: *Açıp konuşsam, eski yöneticiniz sizin hakkınızda ne söyleyebilir?

Böyle bir sorudan maksat, tepkilerinizi ölçmektir. Hazırlıksız yakalanmış
yahut bu sorudan rahatsız olmuş intibaı vermeyin. Yoksa karşınızdakinin
konuyu deşeceğinden hatta söz konusu referansları arayacağından şüpheniz
olmasın. Eğer eski şirketinizle, yöneticinizle bir sorununuz olmadıysa,
konuyu mülakatçının bilmesini istediğiniz çalışmalarınıza, niteliklerinize
ve becerilerinize getirin. Tabii abartmadan.

Eski şirketinizde sorunlar yaşadıysanız hatta kavgalı ayrıldıysanız, şeffaf
davranmak daha akılcı olacaktır. "Şu şu sorunlarımız oldu. Açıp konuşsanız
eski yöneticim size şöyle diyecektir" diyerek, kısaca olayı izah edin ve
karşınızdakini ikna etmeye çalışın.

Dikkat: Size böyle bir soru sorulmazsa, konuyu siz açıp da ayağınıza kurşun
sıkmayın!

*Kusur mu, ne kusuru?*

*Soru: *Bana üç yetkinliğinizi ve üç kusurunuzu sayar mısınız?

Yetkinlikleri saymak kolaydır da (nasılsa CV'nizi hazırlarken bu konuya uzun
uzun kafa patlatmışsınızdır) kusurlarınız hakkında konuşmak kolay değildir.
Uzmanlar "Sadece ve sadece düzeltilebilir kusurlardan bahsedin" diyorlar.
Kusurlarınızı kısaca söyleyin, hemen konuyu bunları ortadan kaldırmak için
neler yapacağınıza - hatta mümkünse ne yapmakta olduğunuza - getirin.

"Kabul edilebilir kusurlar" meyanında, mesela, delege etmekte zorlandığınız,
fazla otoriter davranmaya eğiliminiz olduğu, bir karar vermeden önce kılı
kırk yarma alışkanlığınız, dış görünüşünüze fazla önem vermeniz...
sayılabilir ve size puan da kazandırılabilir.

Dikkat: Saydığınız kusurların, başvurduğunuz görevle çelişmemesine dikkat
edin. Açıklık derken işi kaçırmayın. Mesela kriz masası için bir yönetici
aranıyorsa, "hızlı karar almakta zorlanıyorum" demek pek hayırlı
olmayabilir.

*Kötü durum senaryosu*

*Soru: *Yöneticiniz sizin görüşlerinizi hiç dikkate almıyor, ne yaparsınız?

Kişiliğiniz ve davranışlarınız hakkında karşınızdakini aydınlatacak bir
soru. Soru bir varsayım içerdiği, bir senaryo olduğu için, kaçamak
cevaplarla kurtulmanız da mümkün değil.

Böyle bir soru karşısında "Benim fikirlerim her zaman yerindedir; dikkate
almıyorsa bu karşımdaki yöneticinin salaklığını gösterir" yahut "Yöneticim
fikirlerimi dikkate almıyorsa, demek ki ben dikkate değer bir şey
önerememişim" gibi uç cevaplara yer yok. "Önerilerimi bir kere daha gözden
geçiririm. Eğer fikirlerimde ısrar ediyorsam, bu kez 'acaba önerilerimi
yöneticime doğru ifade edemedim mi?' diye sorgularım. Olmadı, görüşlerimi
niye dikkate almadığını, nerede yanlışımı gördüğünü sorar, anlamaya
çalışırım. Belki de benim bilmediğim bilgilere sahiptir, dikkate alması
gereken farkla öncelikleri vardır" iyi bir cevap olabilir.

Hazırlıklı olmanız gereken benzer sorular: "Saat 18'de size sabah teslim
etmeniz gereken bir iş verilirse ne yaparsınız?" yahut "Altınızda çalışan
birisi verdiğiniz talimatları uygulamazsa ne yaparsınız?"

*Yabancı dil tuzağı*

*Soru: *May we continue this conversation in English?

Tam da heyecanınızı atmışken, mülakatçı yabancı bir dilde konuşmaya
başlıyor. Eğer CV'de yabancı dil bilginizi abartmadıysanız (ki genelde biraz
uçulur) sorun yok. İngilizce soruya Türkçe olarak "Ay pardon hazırlıksız
yakalandım da biraz..." gibi bir cevap vermeyin, maça 1-0 yenik çıkarsınız.
Mülakatçı, yabancı dili bildiği kadarıyla rahat ve tereddütsüz konuşan bir
adaya daha anlayışlı davranacaktır.

Temel kuralı unutmayın: CV'nize yabancı dil bilgilerinizi "doğru ve dürüst"
olarak aktarın. Mesela 'Excellent' demek 'ada dili gibi' demektir,
unutmayın!

*Motivasyon mu, verimsizlik mi*

*Soru: *Çalışma kapasiteniz yüksek midir?

Tabii ki herkes bu soruya 'evet' cevabı verecektir. Ama cevabınızdan
karşınızdaki mülakatçı ne sonuç çıkaracaktır acaba, o bilinmez. Akşam geç
saatlere kadar kalıp çalışıyorsanız, bu sizin dikkatinizi ve direncinizi
kaybetmeden uzun saatler çalışabildiğiniz ve motive olduğunuz anlamına mı
gelir... yoksa, işinizi zamanında bitiremediğiniz, yetiştiremediğiniz
anlamına mı?

En iyisi "Verimli ve yoğun çalışmayı, iş yerinde geç saatlere kadar kalmaya
tercih ederim. Ama acil bir durum varsa, iş baskısı ve stres beni genelde
etkilemez" gibi bir cevap iyidir.

*CV'de boşluk olmasın*

*Soru: *CV'nizde niye 2007 senesi hakkında bilgi yok?

CV'nizde, özel veya mesleki hayatınızda bir tatsız dönemi atlamayı denediniz
ve mülakatçı tabii ki bu boşluğu fark etti ve size soruyor. Panik yapmayın,
yalana davranmayın. Bir uzman "Hayatta yaşayabileceğimiz kazalardan sorumlu
olmayabiliriz; ama bunlara verdiğimiz tepkiden sorumluyuz" diyor. Yani
ezilip büzülmeden, kısaca "O dönemde şöyle bir hastalık geçirdim" yahut "Şu
kadar ay işsiz kaldım" diyebilirsiniz; ama "Bu dönemi şu şekilde
değerlendirdim" (eğitim aldım, staj yaptım, yeni ilişkiler kurdum vs) de
diyebilmelisiniz.

Bu boşluk eğer sizin kararınızsa (çocuğumla ilgilenmek için, formasyonumu
tamamlamak için, şahsi bir projemi gerçekleştirmek için) bunu başlı başına
bir tecrübe olarak aktarın. Kazançlarınızı sıralayın.

*Özel yaşam - iş yaşamı*

*Soru: *İş hayatı-özel hayat dengesi sizin için ne kadar önemli?

Aslında, bu sorunun altında yatan gerçek soru şu: "Bu iş sizin için ne kadar
önemli? Bu iş için neleri feda etmeye hazırsınız?" Dikkat: "Bu iş için
ölürüm" havasına girmek, "Her şeyi feda etmeye hazırım" demek yanlış bir
strateji olabilir, geri tepebilir. Eğer başvurduğunuz iş (şirket birleşmesi
uzmanlığı, risk yöneticiğili gibi) "zaman zaman özel hayatı yok farz etmeyi
gerektiren" türden bir iş değilse, kendinizi süpermen diye yutturmaya
kalkmayın. Ya size inanmazlar ya da (daha da kötüsü) söylediğinizi doğru
sanırlar, yarın beklerler!

Ayrıca, hayatta işinden başka şeyi düşünmeyen bir aday, sanıldığının aksine,
mülakatçının üzerinde çok olumlu bir intiba bırakmaz. En iyisi, zaten en
doğrusu, iş yaşamı - özel yaşam dengesini sağlayacak kadar iyi organize
olduğunuzu, bu dengenin iş hayatında başarılı olmak için şart olduğunu
söylemek. Eklemeyi de unutmayın: Tabii acil ve önemli bir durumda, gerekli
fedakarlığı yapmayı da bilirim!

*Bir mülakat klasiği*

*Soru:* Kendinizi 5 yıl sonra nerede görüyorsunuz?

Her adaydan, başvurduğu şirketin kültürü ve sunduğu imkanlar hakkında asgari
bir ön-bilgi edinmiş olması beklenir. 5-10 yıl sonra kendinizi nerede
görüyorsunuz, gibi bir soruya cevap vermek için, bu şart. Şirkette turn-over
yüksekse, şirket dışında bir gelecek beklediğinizi söylemek yanlış olmaz.
CEO'nun şirkette stajyer olarak çalışmaya başladığını biliyorsanız, şirkette
uzun süre çalışmaktan ve yükselmekten bahsedebilirsiniz. (Bu sayede bir
ön-araştırma yaptığınız da anlaşılır.)

Ama abartıp karşınızdakini (özellikle müstakbel yöneticinizse) korkutmayın;
ona "6 aya kalmaz seni koltuğundan ederim" tavrı yapmayın. Yani dikkatli
davranmakta, yeteri kadar muhteris ama gözü ihtirastan kararmış intibaı
vermemekte fayda var. Uzun vadeli beklentileri, umutları olan; kendini
geliştirmek, sorumluluk almak, yükselmek isteyen ama bunu başarmak için
yoluna çıkanı ezmeye kalkmayacak, dengeli bir aday (gibi) olun.

*Özel yaşam, hassas konu*

*Soru: *Medeni durumunuz hakkında biraz bilgi verir misiniz?

Hassas bir soru. ıÖzellikle de çocuk doğurma yaşında genç bir kadna
sorulduğu zaman. (O kadar ki kimi ülkelerde mevzuat mülakatta bu soruyu
yasaklıyor.) Bu gerekçeyle cevap vermekten kaçınmalı mı? Bu da sakıncalı
olabilir. En iyisi "Bu hassas bir soru, ama sormak zorundasınız, sizi
anlıyorum". Ondan sonra özel yaşam-iş yaşamı dengesinin önemi hakkında bir
iki kelime edip, soruya çok açık cevap vermekten kaçınabilirsiniz.

Cevap vermek gerekirse, genç bir kadın ne demeli? "Çocuk yapmayı
düşünüyorum" derseniz, müstakbel işvereni (doğum izni sebebiyle)
korkutabilirsiniz. Aksini söylerseniz, bu kez de özel hayatınızın "tuhaf
olduğunu" düşünebilir. En iyisi "Henüz bir karar vermiş değilim" diye
sıyrılmak. Hatta ortam müsaitse "Bir kedim var, daha ona bakmayı bile
beceremiyorum" türünden bir espri de işe yarayabilir.

Fazla kalifiye olmak Soru: Bu görev için fazla kalifiye değil misiniz sizce?
Özellikle iş bulmanın zor olduğu şu günlerde, böyle bir durumla karşılaşma
riksiniz yüksek. Eğer işe acil ihtiyacınız olduğu için bir göreve talip
oluyorsanız, kendinizi ve mülakatı yürüten şirket görevlisini aldatmaya
kalkmayın; görevin tam size göre olduğu, böyle bir görevin hayaliyle
yaşadığınız filan gibi gerekçeler bulmayın.

Bu görev için fazla kalifiye olduğunuzu kabul edin; işi aldıktan sonra,
kalifikasyonunuza uygun daha iyi bir işe geçmek için çalışmaya kararlı olun.

Muhatabınızı da, "Şimdilik böyle bir görevi kabul edebilirim. Ama şirkette
ileriye dönük ne imkanlar var, bana biraz bilgi verebilir misiniz" diye
yanınıza çekmeye çalışın. İşe alım görevlisi - oyunu dürüst oynaması
kaydıyla - düşük maaşla çalışacak fazla kalifiye bir elemana hayır
demeyecektir.

*İnternetteki imajınız*

*Soru: Sosyal paylaşım sitelerindeki fotoğraflarınız hakkında ne düşünmem
gerek?*

İşe alımcılar artık internette adayların adını arıyor, haklarında çıkmış
yazıları okuyor, sosyal paylaşım sitelerinde gezinip "imajınız hakkında"
bilgi topluyorlar. Eğer internet imajınızı böyle bir olasılığı göz önünde
bulundurarak kolladıysanız, mesele yok. Ama özel zevkleriniz ve özel
hayattaki (farklı) kişiliğiniz (hele hele uçukluğunuz kaçıklığınız)
internete yansıyorsa dikkat. Bunu mülakat sırasında bir avantaja çevirmeye
çalışın. "Profesyonellik başka, özel hayat başka. Ben iş ortamında
kişiliğimin sadece profesyonel yüzünü gösteririm, ama çok farklı, çok renkli
yanlarım da vardır" diyebilirsiniz. İnternet imajınız, şirketin imajına
zarar vermedikçe, bir işe alımcı için bunun bir sakıncası yoktur.

Ama eğer, şirketin e-imajına ters düşen bir manzara ortaya çıkıyorsa,
yapacak pek bir şey yoktur.

Kaderinize razı olun ve, ileriki mülakatları düşünerek, internette temizliğe
gidin.

*Uyum kabiliyetinizi ölçün*

*Soru: Bu görev için ne kadar sürede tam anlamıyla hazır olabilirsiniz?*

Bu sorunun arkasında yağertan, sizin uyum kabiliyetinizdir aslında. Tabii ki
kısa sürede hazır olmak, önemli bir artı. Ama bu (yeni bir görevlinin
görevle cuk oturduğu) çok az rastlanır bir durumdur. E, kendinize
güvendiğinizi göstermek için "Hemen, yarın..." gibi bir cevap verirseniz, bu
sizin görevin gerçek zorluklarını kavramadığınızı gösterir. Aksine, bu soru,
bu görev için artınızı eksinizi tartmanız ve eksiklerinizi gidermeniz için
bir fırsat olmalı.

Uyum zorlukları teknik olabilir (yeni bir yazılımı öğrenmek mesela),
organizasyonla ilgili (şirket içi prosesleri öğrenmek) yahut insan unsuru
ile ilgili (bir ekibe entegre olmak) olabilir. İşe alımcının sizden
beklediği, doğru ve serinkanlı bir bilanço.

*En iyi hatıranız*

*Soru: En çok övündüğünüz çalışmanız, başarınız nedir?*

Bu soru, olumlu yönlerinizden bahsetmeniz için size verilmiş bir fırsat.
Cevabınızı iyi seçin. Bunun illa başvurduğunuz görevle ilgili, hatta mesleki
olması gerekmez. Özel hayatınızla, daha da iyisi bir sosyal sorumluluk
projesiyle ilgili olabilir. Çok eskilere gitmeyin. (İlkokuldaki sunumunuzu,
yahut askerlikteki bir marifetinizi anlatmayın.) Tabii "sizin" başarınız söz
konusu olmalı. Bir başarıya seyirci kalmış olmanız yeterli değil.

Burada sunum çok önemli. Fazla uzatmadan, başarınızı ne abartıp ne fazla
alçak gönüllülük yapmadan, tutarlı, dinlemesi keyifli bir sunum olmalı. Ana
fikri (başarınızın can alıcı unsurunu) bir iki farklı açıdan tekrarlarsanız,
mülakatçının aklında kalması olasılığı artar.

*Biraz da mizah*

*Soru: Beni güldürebilir misiniz? *

Öyle sorular vardır ki, asıl amaç, adayın beklemediği bir durum karşısındaki
tepkisini ölçmektir. Bakalım bocalayacak mı? Yanlış bir hareket yapacak mı?
Abuk sabuk bir soru da olabilir. ("Bunun konuyla ne alakası var?" diye
sinirlenir, mülakatı kesmeye kalkarsanız, tuzağa düşmüş olursunuz.)

"Beni güldürebilir misiniz?" yahut "Bana bir fıkra anlatabilir misiniz?"
gibi sorular, bunların en masumları. Unutmayın ki, önemli olan
karşınızdakini gerçekten güldürmeniz değil, böyle "aykırı" bir soruya
verdiğiniz serinkanlı tepki. Tabii anlatacak (uygun) bir anekdotunuz,
fıkranız da varsa, ne =E1l=E1. Ama sonunda, muhatabınız gülmezse, bozulmayın.
Siz (onun yerine gülmeye kalkmadan yahut espiriyi açıklamaya çalışmadan)
yüzünüzde hafif bir gülümseme, susup bekleyin.

*Birlikten kuvvet doğar*

*Soru: Ekip çalışmasıyla aranız iyi midir?*

Ekip çalışması, 21'inci yüzyıl çalışanının olmazsa olmazı. Bu sorunun tek
cevabı var: Evet! Önemli olan arkasını getirmek. Mülakat sırasında her zaman
olduğu gibi, bir iddiada bulunduğunuz zaman, bunu ispat edecek bir örnek
vermeli, bir tecrübe aktarmalısınız.

Ve açık ve net bir örnek verin. Şöyle bir proje yürüttük. Şöyle bir ekibimiz
vardı. Ben şöyle bir görev aldım. Şöyle bir tecrübeydi benim için. Sonuç
şöyle oldu. Şöyle zorluklarla karşılaştım. Şöyle aştım.

Yaşadığınız bu tecrübeyi, gidiş gelişlerle, dolambaçlı ve karmaşık bir
şekilde değil, açık, akıcı, bir hikaye gibi anlatın. Unutmayın: Mülakatın
başarılı olması için, herşeyden evvel, işe alımcının sizi hatırlaması
gerekir!

*Prestijli bir okul değilse...*

*Soru: Mezun olduğunuz tanınmış bir okul değil. Bu sizi rahatsız etmiyor mu?
*

Bitirdiğiniz okulun adını sanını bilen yok mu? Yapacak bir şey yok. İşe
alımcıyı tersleyeceğinize (intihar olur) "Evet, haklısınız pek bilinen bir
okul değil. Ben size biraz bilgi vermeye çalışayım. Şu şu alanlarda iyi bir
eğitim verdiğini düşünüyorum..." şeklinde olumlu bir havaya
bürünebilirsiniz. Ne yapacaksınız? Harvard'dan mezun olanların okullarını
tanıtmaya ihtiyacı yok. Sizin var...

Bu okulun (hatta okumadıysanız bu kararın) sizin tercihiniz olduğunu
söyleyin. Mesela ekonomik sebeplerle üniversiteye gidemediğinizi, erken
yaşta çalışmak zorunda kaldığınızı; yahut hem okuyup hem çalıştığınız için
pahalı / prestijli bir okula gidemediğinizi; yahut mezun olduğunuzun okulun
şu şu artılarından yararlanmak istediğinizi... gerekçeniz neyse artık.

Doğruysa eğer, mesela bir master yapmayı planladığınızı da ekleyebilirsiniz.

*Zamanın kıymetini bilmek*

*Soru: Dakik bir insan mısınız?*

Bu da "Tabii ki" diye kestirip atabilmeniz gereken bir soru. Ama mülakat
randevunuza geç geldiyseniz bu şansınızı kaybettiniz demektir. (Bu durumda,
gecikmenin tek sebebinin sizin organizasyon özürünüz olmadığını göstermek
için, gecikmenize iyi bir mazeret bulmanız da gerekir, unutmayın!)

Eğer randevuya tam zamanında geldiyseniz, bu soruya "Tabii" diye cevap verin
ve başvurduğunuz görevde dakikliğin öneminin bilincinde olduğunuzu da
vurgulayın. Bu sözlerinizin altını doldurmak için da, zamanınızı nasıl
düzenlediğinizi kısaca anlatabilirsiniz. Eğer mülakatçı randevuya geç
kaldıysa, bunu vurgulananız pek akıllıca olmaz, unutmayın!

*Karşınızdakinin güler yüzüne kanmayın*

Soru: CV'niz gerçekten ilginç. Bize neler katabileceğinizi anlatır mısınız
bana?

Karşınızda güler yüzlü, keyifli, şakalar yapan bir mülakatçı var. "Tamam, bu
işi kaptım" diye geçiriyorsunuz aklınızdan. Bu doğru da olabilir ama,
(gergin görünmeden) tedbiri ve profesyonelliği sonuna kadar elden
bırakmayın. Mülakat, profesyonel bir görüşmedir, kahve sohbeti değil.

Adayları rahatlatmak, kendilerini koyuverip (rol yapmaktan vazgeçip)
kendileri gibi olmalarını sağlamak için, zaaflarını ortaya çıkarmak (hatta
neşeli ortamda itiraf ettirmek için) mülakatçıların sık kullandığı bir
taktiktir bu. O kadar.

Böyle neşeli ve rahat bir mülakatın, özünde, antipatik ve sizi sıkıştırmaya
çalışan bir işe alımcıyla yapılan bir görüşmeden bir farkı yoktur.

*Otokritik tehlikeli bir iştir*

*Soru: Siz benim yerimde olsaydınız, bu mülakatın sonunda kendinizi işe alır
mıydınız?*

Dedik ya, mülakat bitene, binadan ayrılana kadar kontrolü elden bırakmayın.
Dikkatinizi dağıtmayın. Tam mülakat bitti, rahatladım derken gelebilecek
böyle bir soru sizi zor durumda bırakabilir. Unutmayın, bu soru mülakatın
kötü gittiği anlamına gelmez. Uzmanlar görüşme sırasında konuştuklarınızın
çok kısa bir özetini yapın ama kendinizi kaptırıp, mülakatçıya malzeme
vermeyin, diyorlar. İyi bir taktik, mülakat sırasında (karşınızdakinin de
fark ettiğini bildiğiniz) bir kusurunuzun (mesela utangaçlığınızın yahut
asabiliğinizin) altını çizmek, görüşme sırasında bunu aşmayı zor da olsa
başardığınızı söylemek olabilir.

Son olarak, konuşmaya noktayı koymak için, artılarınızı kısaca özetleyin ve
bu sebeple, söz konusu göreve uygun olduğunuzu düşündüğünüzü söyleyin.


Feng sui de Burcl [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:1187)]
7 gunde Einstein gibi olmanin yollari [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:709)]
İşte yeni Türk tipi [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:816)]
Einstein Sorusu (Gercek Meydan Okuyan Soru) [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:943)]
Karakter Testi:)) [Puan:8 | Katılımcı:4 (Hit:1068)]

Gelecekte Yasamın Nasıl Olacak [Puan:6 | Katılımcı:5 (Hit:2459)]
Kader rakamı nı hesapla [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:1570)]
Numeroloji ile Karakter Testi [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:1358)]
Feng sui de Burcl [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:1187)]
zeka testi [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:1178)]

Bu meatiyel için Henüz Yorum Yapılmamış, İlk yorumu siz Yapın!
isim Zorunlu Alan! 
Mail Zorunlu Alan! 
Yorumunuz Zorunlu Alan! 
Kalan Karekter.
Resim Onayı Zorunlu Alan! 

 
Yararlı Linkler
  • Malmıyımneyim
  • 50 Tl ye web sitesi
  • SiyahGoogle
  •  
     
     
     
      AhmBay © 2008 | Render: 0.007 s. | iletisim