Domat.us , Domatesin yeni adı, Yeni tadı - Beta
AnaSayfa Flash Oyunlar SMS Fıkra Yemek Tarifleri MSN Araçları Canlı TV Yazılar Domates  
 
Kategoriler
 
 
 

 
 
 

AnaSayfa > Hayatın Geçekleri > Dünyanın sonuna ilişkin teoriler
Kategori: Hayatın Geçekleri
Gönderen: Admin
Tarih: 2011-04-05
Puan: 0   Puan:0 | Katılımcı:0 | Katılımcı : 0
Okunma: 262
  
 
1 puan 2 puan 3 puan 4 puan 5 puan 6 puan 7 puan 8 puan 9 puan 10 puan

--0-198016106-1301813053=:58659
Content-Type: text/plain; charset=utf-8
Content-Transfer-Encoding: quoted-printable


İngiliz Independent gazetesi, Maya takvimine göre Dünya’nın sonunun geleceğine
inananlar için öğretici bir analiz yayımladı. Analizde, Dünya’nın sadece bir
takvimin gösterdiği tarihe bağlı olarak değil ancak, birbirinden bilimsel ve
gerçek sebeplerden ne gibi sonlarla karşılaşabileceği anlatıldı.


Uçsuz bucaksız evrende, Dünya’mız sadece bir göktaşının çarpması olasılığı ile
tehdit edilmiyor. Bu olasılığın yanında uzayın ve içindeki yıldızların
doğasından kaynaklanan çok sayıda etkileşim mevcut. Bu etkileşimler, belki
milyonlarca, belki de trilyonlarca yıl içinde Dünya’nın sonunu getirebilir. Ya
da, en beklenmedik gelişmeyle yarın kafamıza bir meteor düşebilir.


Gökbilimciler, Dünya’nın sonunun uzaydan geleceğine dair insan ürünü tehditlerin
unutulması gerektiği görüşünde. Kıyamete dair görüşler, yakın zamanda Maya
takvimi üzerine kurulmuş durumda.


Maya takviminin 21 Aralık 2012 tarihinde 394 yıllık döngüsünü (baktun)
tamamlayacak. Ancak bu döngü, tam 8 bin yıllık daha büyük (pictun) döngünün bir
parçası. Bu döngünün sonunda dünyanın sonunun geleceğine dair astronomik bir
kanıt bulunmuyor. Ancak bu insanları sayısız teori üretmekten alıkoymuyor.

Peki Dünya'yı nasıl bir tehlike bekliyor? Astronomi uzmanı olmayan kişilere
göre büyük bir tehlike söz konusu. Dünyaya düşen göktaşları, Asteroit kuşağında
yaşanan patlamalarda ortaya çıkan ve kuyruklu yıldız bulutundan gelen taşlardan
kaynaklanıyor. Bu göktaşlarından küçük boyutta olanların Dünya gibi gezegenlere
çarpma olasılığı, büyük göktaşlarına kıyasla daha yüksek.


Dünya'ya çarpacak 10 metre çapındaki bir meteor bile küçük bir nükleer bomba
etkisi yapabilecek güce sahip. 1908’de yaşanan ve büyük şans eseri hiçbir
yerleşim biriminin olmadığı Sibirya’nın Tunguska bölgesine düşen meteor,
Dünya’ya çarpan meteorların en büyük ve son örneği.


Her birkaç bin yılda bir, Dünya kuyruklu yıldızların az rastlanan enkaz
yığınları arasından geçmek zorunda kalabiliyor. Yaklaşık 100 bin yılda bir ise,
yüzlerce metre genişliğindeki bir göktaşı dünyanın tüm nükleer cephaneliklerine
eş değerde bir patlamaya neden olabilir.

Böyle bir meteorun karaya çarpması İngiltere büyüklüğünde bir alanı yok
edebilir, okyanusa düşmesi halinde küresel çapta tsunamiler ve gökyüzü ile
güneşi örtecek toz bulutları oluşturabilir.

Her 100 milyon yılda bir, Dünya’ya boyu bir kilometreyi bulabilen dalgalardan
oluşan dev tsunamiler, yıkıcı depremlere neden olan bir göktaşı çarpıyor.
Çarpmanın etkisi, kara üzerinde yaşayan tüm büyük canlıların ölümüne neden
oluyor.


Trilyonlarca ton kayanın buharlaşması fotosenteze dayalı ekosistemdeki şiddetli
soğuklara neden olmaya başlayınca, bu sefer deniz canlıları yok oluyor. En son
65 milyon yıl önce yaşandığı düşünülen bu olayda, dev kertenkeleler
(dinozorlar) yok olurken, Dünya’da memelilerin hayatı başladı.

İnsanlar bir sonraki patlamanın ne zaman olacağından korkuyor. Ancak
gökbilimciler, yer üstündeki teleskoplarıyla uzaydaki büyüklükleri birkaç yüz
metreden büyük enkazları tarayabiliyor. Bu sayede, dünya olası bir tehdide
karşı nükleer cephaneliklerini kullanabilecek zamanı kazanıyor.


Dev yıldızlar nükleer yakıtlarını tükettikleri zaman, süpernova adı verilen çok
büyük bir patlamayla ölüyorlar. Ortaya çıkan enerji, patlamanın yaşandığı
galaksiyi tümden etkileyebilecek güce sahip. Dünya’ya 30 ışık yılı mesafede
yaşanacak bir süpernova patlaması, emdiği yüksek enerji parçacıkları gibi
gezegenimizin ozon tabakasını da süpürebilir. Bilim insanları, Kuzey Amerika’da
41 bin yıl önce ölen memelilerin sonunu bir süpernova patlamasına bağlıyor.


Ancak bir süpernova patlaması, hipernova patlamaları yanında küçük bir fişek
gibi kalıyor. Böyle bir patlamada ölmekte olan dev gezegen neredeyse ışık
hızında gaz ve yüksek enerjili parçacıklar püskürtüyor. Patlamanın etkisiyle,
tüm evren birkaç dakika boyunca gama ışıklarıyla aydınlanıyor.

Eğer bir hipernova Dünya’ya 1,000 ışık yılı mesafede (9,460,730,472,580.8x1000
km) yaşanırsa, ortaya çıkacak yüksek enerji içeren radyasyonun dünyayı küle
çevirmemesi içten bile değil.


Daha uzun zaman ölçeklerinde, gözler hayatımızın kaynağı olan Güneş’e
çevriliyor. Daimi hayatın sembolü Güneş, hidrojenden helyuma dönüşeceği bir
döngünün ortasında bulunuyor. Yaklaşık 5 milyar yıl içinde, Güneş’in hayat
veren alevleri sönecek. Güneş’in sönmesi Dünya’yı yutacak ve onu cansız bir kül
yığınına çevirecek.

Beş milyar yıl uzak bir zaman olarak görülse de, biyosfer çok daha kısa bir
zamanda ölebilir. Güneş, yaşlandıkça daha fazla ısınıyor. Bu da, yaklaşık 500
milyon yıl içine yaşanacak küresel ısınmanın Dünya’yı bir çöle dönüştürmesi
anlamına geliyor.


Bilim insanları, dünyayı bekleyen korkutucu sonları ele alarak insanlığın bir
sonraki evi olabilecek gezegenleri araştırıyor. Dünyanın ardından ikinci evimiz
olabilecek yer ise Satürn’ün uydusuTitan olarak kabul ediliyor.

Çılgınca fikirlere sahip roket bilimcileri ise, Dünya’yı göktaşlarından korumak
için heyecan verici yöntemlere sahip: Asteroitlerin Dünya’nın çok yakınından
geçmesine izin vermek. Bu şekilde asteroitler her geçişinde aktaracağı bir
miktar enerjiyle Dünya’nın Güneş’ten adım adım uzaklaşmasını sağlayacak. Bu
mantıkla, yaklaşık bir kaç milyon yakın geçiş sonrası daha yaşanabilir bir
yörüngeye ulaşmayı umabiliriz.


Yıldızlar gelip geçici olsa da galaksiler sonsuz kabul ediliyor. İçinde
bulunduğumuz Samanyolu Galaksi’si “dünyanın” tüm vaktine sahipmiş gibi
davranıyor. Kıvrımlı kollarında gazlardan oluşan yeni yıldızlar galaksiler
arası uzay boşluğunda yağmur taneleri gibi duruyor.

Güneş gibi yıldızlar bir gün ölecek. Ancak Orion ve Taurus takımyıldızlarında
yepyeni yıldızlar doğuyor. Yıldızların ömrü, yoğunluklarına bağlı. Bir yıldız
ne kadar az yoğunluğa sahipse, bu o kadar az hidrojene sahip olduklarını
gösteriyor. Düşük yoğunluğa sahip yıldızlar trilyonlarca yıl sönük cisimler
olarak uzayda varlıklarını sürdürebiliyor.

Samanyolu galaksisi yavaş bir şekilde ömrünü tüketecek. Kısa ömürleri olan dev
yıldızlar arkalarında her türlü ışığı bırakan nötron yıldızı veya kara delikler
bırakıyor.


Güneş benzeri daha küçük yoğunluğa sahip yıldızlar ise yavaşça soğuyan, karbon
içeriği fazla beyaz cücelere dönüşecek.

Zamanla yıldızların doğuşu ve ölümü tersine dönemeyecek şekilde bozulacak. Her
seferinde daha fazla yoğunluk, yıldız kalıntıları veya soğuyan beyaz cüceler
içinde sıkışacak. Onlarca trilyon yıl içinde ise, evrendeki tüm ışıklar sönecek
ve uzay karanlığa bürünecek. Ancak bu yaşamın sona ermesi gerektiği anlamına
gelmiyor.

Bir yıldız, saf madde içinde sıkışan enerjiyi radyasyona dönüştürerek
aydınlanıyor. Yıldız ışığının nihai kaynağı ise yer çekimsel enerjidir.
Yerçekimsel enerjiyi ısı veya radyasyona dönüştürmek için nükleer füzyonun
dışında birçok yöntem mevcuttur. Yani, tüm yıldızlar sönük hale gelse de ileri
medeniyetler kara deliklerin enerjisini kullanarak hayatta kalabilir.



Bundan 15 yıl önce kozmik genişlemenin hızlandığı ortaya çıkarıldı. Bunun
sebebi olarak, yerçekimine zıt etki gösteren, uzayın saf boşluğunun
oluşması/genişlemesi olarak tanımlanan karanlık enerji gösterildi.

Karanlık enerji çekmekten çok geri püskürten bir güç. Bilim insanları evrenin
Büyük Patlama’dan beri genişlemesini içsel gerilim olarak belirttikleri
karanlık enerjiye bağlıyor. Diğer yandan, saf boşluğun nasıl bu kadar ilginç
bir özelliği olduğunu kimse bilmiyor.

Eğer karanlık enerji büyürse 20 milyar yıl içinde, ilk olarak galaksilerin,
ardından yıldızların ve son olarak atomları yutacak. Hiçbir şeyin
kurtulamayacağı bu gelişme evren için yıkıcı bir son olabilir.


Sen de dedem gibi ölecek misin, anneanne [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:33)]
Küçük balığın öyküsü [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:118)]
Ve insanoglu unuttu [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:162)]
Dondurucu anket [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:142)]
Süpriz Hayat [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:128)]

ilginç itiraflar [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:1295)]
Ataturk ve Misyoner Sidika Avar (Banu Avar'ın Annesi) [Puan:10 | Katılımcı:2 (Hit:1273)]
En Komik gelenekler [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:1263)]
GüzeL SözLer .! [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:657)]
Liderlik Sırları Bunlar Olsa Gerek [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:567)]

Bu meatiyel için Henüz Yorum Yapılmamış, İlk yorumu siz Yapın!
isim Zorunlu Alan! 
Mail Zorunlu Alan! 
Yorumunuz Zorunlu Alan! 
Kalan Karekter.
Resim Onayı Zorunlu Alan! 

 
Yararlı Linkler
  • Malmıyımneyim
  • 50 Tl ye web sitesi
  •  
     
     
     
      AhmBay © 2008 | Render: 0.025 s. | iletisim