|
| Kerem ile Asli - Hikayeler Haberler, Yazılar, Fıkralar |
| AnaSayfa > Hikayeler > Kerem ile Asli | |
| | Kategori | : Hikayeler | | Gönderen | : Admin | | Tarih | : 2011-04-15 | | Puan | : 0 | Katılımcı : 0 | | Okunma | : 471 | | | | | |
| | Kerem ile Aslı, 16. yüzyıl halk edebiyatı ürünü. Albanya , Anadolu, Azerbaycan,
Ermenistan bölgelerinde anlatılmaktadır.
Konusu ise şöyledir:
Bir zamanlar Türkmenistan’ın Semerkant şehrinde bir bey yaşardı. Sururi adındaki
bu bey ile muhasebecisi keşiş Yahud’un çocukları olmadığından ikisi de üzüntü
içindeydi. Bir gün birlikte seyahat ederlerken yolda eğer çocukları olursa
birbirleri ile evlendirmeye karar verirler. Önlerine çıkan bir dervişe
dertlerini anlatırlar. Dervişin verdiği bir elmayı hanımları bölüşüp yedikten
sonra Hatice sultan bir oğlan, Keşişin hanımı da bir kız doğurur. Oğlanın adını
Mirza Han, kızın adını da Kara Sultan koyarlar. Fakat zamanla keşiş güzel
kızını, Sururi Şahın oğluna vermekten vazgeçer ve Semerkant’ı terk ederek Zengi
kasabasına çekilir.
O sırada 15 yaşına gelen Mirza Han, bir gece rüyasında Kara Sultanı görür, içine
bir aşk ateşidir düşer... Bir gün en yakın arkadaşı Sofu ile çıktığı av
sırasında yolları Zengi kasabasına düşer. Mirza Han vurduğu kuşun düştüğü
bahçeye atlar ve havuzun başında gergef işleyen ay parçası gibi bir kız görür.
Mirza Han, bu kızın rüyasında görüp aşık olduğu kız olduğunu anlar ve yavaşça
yanına yaklaşarak
- Hangi bağın bağbanısın gülüsün? diye sorar.
Kara Sultan, "Benim babam eskiden Semerkant Beyinin Maliye nazırı olan keşiştir.
KEREM et beni bırak" diye yalvarır.
Mirza: "Telaşınızın ASLI nedir?" der ve bırakır Kara Sultan’ı.
İşte ondan sonrada Mirzanın adı KEREM, Kara Sultan'ın adı da ASLI olarak kalır.
Kızını beyin oğluna vermemek için sürekli olarak Semerkan’tan uzaklaşan Keşiş en
sonunda Kayseri'ye yerleşir.
Derken Kerem, Keşişin Kayseri’de Şiremenli semtine yerleştiğini ve karısının
dişçilik yaptığını öğrenir. Diş çektirme bahanesiyle eve girdiğinde Aslı ile
karşılaşır ve kendinden geçer, adeta bir ölü gibi sararır. Aslı annesine haber
verir. Annesi, hastasının başını Aslının dizine koymasına izin vererek hangi
dişiniz ağrıyor diye sorar ve Kerem'in gösterdiği her dişi çeker. Ne var ki
Kerem Aslı’nın dizinden kalkmamak için 32 dişini aynı anda çektirir.
Durumdan şüphelenen kadın müşterisinin Kerem olduğunu anlayınca kocasını aramak
için dışarı çıkar.
O sırada Aslı, Kerem'le anlaşarak gece kaçmaya karar verirler. Evde pusu kuran
keşişin adamları Kerem ile Sofuyu yakalayıp zindana atarlar. Fakat şehrin beyi
Keşişe baskı yaparak aşıkları serbest bıraktırmakla kalmayıp Kerem ile Aslı’nın
evlenmelerini sağlar. Bu defa da Keşiş kızına gerdek gecesi için büyülü bir
elbise giydirir.
Talas kilisesinde yapılan düğünden sonra çözüldükçe iliklenen elbise sabaha
kadar açılmaz.
Muradına eremeyen Kerem derin bir “ahh” çeker ve ağzından çıkan alev Kerem'i
yakıp kül eder.
Aslı dağılan külleri saçlarıyla toplarken saçı tutuşur o da yanar. Külleri
Kerem’in küllerine karışır gider.
Bu iki aşığın külleri, Erciyes’in eteğinde toprağa verilir; şimdi o küllerden
her yıl bir çift gül açar birinin rengi kırmızı diğerininki sarıdır. Bu güller
kırk gün durur, sonra sararıp solarak bu iki talihsiz aşığın küllerine
karışırlar. Bunun için derler ki:
Erciyes’in başındaki kar, bu iki aşığın kefeni, yağan yağmurlar ise onların
gözyaşıdır.
|
| Yorumlar | | Bu meatiyel için Henüz Yorum Yapılmamış, İlk yorumu siz Yapın! | | Yorum Ekle | |
|
|
|