|
| Hayattaki en büyük değer - Hayatın Geçekleri Haberler, Yazılar, Fıkralar |
| AnaSayfa > Hayatın Geçekleri > Hayattaki en büyük değer | |
| | Kategori | : Hayatın Geçekleri | | Gönderen | : Admin | | Tarih | : 2011-04-19 | | Puan | : 0 | Katılımcı : 0 | | Okunma | : 276 | | | | | |
| | EN YÜCE DEĞER EMEK Mİ?.. YOKSA HER BULDUĞUNU YEMEK Mİ?
Koca sakallı bir bilim adamı, tarihin içinden 21. yüzyıla şöyle seslenmiş:
- En yüce değer emektir!
Belki de en yüce değer, insanlığa çağ atlatan bu yaşlı bilim adamına inat,
“para”dır. Belki de tembellik.
Belki de muhabbet, soğuk bira, bir kadeh rakı, dostluk, aşk, futbol tutkusu ya
da araba kullanmak…
Bu soruya verilecek yanıt, sokağa hangi pencereden baktığınızla ilgili...
Şu yukarıda sözünü ettiğimiz koca sakallı adam, meseleye, toplumsal açıdan
bakmış.
Sonra durmuş, düşünmüş ve bir de bireysel açıya uğramış.
Sonra ahlaki açıdan ve sonra da psikolojik açıdan eğilmiş aynı soruna.
Sonuçta, ettiği sözün altını bir kere daha çizmiş:
- En yüce değer emektir!..
Bu söze tesadüfen bir yerlerde rastlayarak okumak zorunda kalan bir diğer adam,
beynine yüklenen düşünceyi daha rahat taşıyabilmek için bir sedire
kaykılırcasına oturmuş ve sırtını yumuşak bir yastığa dayamış. Sonra ayaklarını
uzatmış şöyle bir… Ve derken, eline geçirdiği düttür/matiğin bir düğmesine
basarak karşısındaki “divane-kutusu”nun renkli camını ışıklandırmış...
Adamımız, böylece renkli camdan odaya sızan muhabbetin ortasına dalıvermiş…
Muhabbetin renkli görüntüleri içinden kendi yaşamının köhnemiş birikintilerine
küçük çağrışımlarla kısa dönüşler yaparken birden düşünmeye başlamış.
Ve sonra birdenbire [evet, koca Orhan Veli’nin şiirindeki gibi her şey
birdenbire olmuş ve] bir sinema şeridi gibi aşağıdaki düşünceler zihninden
geçmeye başlamış:
- Gerçekten nedir en yüce değer?..
Adam, geçmişi boyunca ayak-topu, el-topu, bilardo-topu, şans-topu gibi bilumum
topları doldurmuş yaşamının içine… Hatta örneğin, “En büyük Fener,” gibisinden
soyut giysili saplantıların içinde koşturduğundan ve birileri tarafından
kolayca güdüldüğünden bi-haber ve mutlu yaşamış!..
Sonra biraz daha sürdürmüş düşüncesini:
- Bir toplumda, toplumsal değerler, yukarıdaki davranış koordinatlarının
arasına sıkışmışsa, “değer” de anlamını yitirir; “yüce” sözcüğü de...
O zaman “en yüce değer” kavramı, kendi içini dolduracak bir anlamdan gittikçe
uzaklaşır.
Kapitalist ilişkilerin değerler sistemi içinde yaşayan kalabalıklar, giderek
günü kurtarma konusunda pratik katkı sağlamayan, o gün için elle tutulur bir
ekonomik kıymet [ya da rant] bahşetmeyen her türlü davranışa, düşünceye veya
ahlaki tutum ya da duruşa arka çevirir ve yabancılaşır...
Bu koşullarda emek, ne zaman en yüce değer olur?
Hangi toplum tipi emeği en yüce değer olarak, kendi değerler sisteminin en üst
köşesine oturtur?
Kapitalist-emperyalist ilişkilerin baskın olduğu toplumlarda bunu görmek mümkün
müdür?..
Bence değildir, diye düşüncesini sürdürmüş adamımız… Çünkü diye devam etmiş,
çünkü söz konusu toplum tipi, emeğin yüce bir değer olarak taçlandırıldığı
değil; emeğin sınırsız bir biçimde sömürüldüğü bir toplum tipidir…
Emeğin hoyratça sömürülme özgürlüğü, liberalizmin vazgeçilemez, en temel
öğesidir.
Hırslarının oltasına takılmış olan insanların, bencillik arenasında serbestçe
birbirlerini yok etme mücadelesi liberalizmin temelidir... Ancak bu temel,
özgürlük, liberallik, serbest ticaret ve benzeri örtülerle örtülür ve vahşi
ilkellikleri gizlenmeye çalışılır.
Siz emeği en yüce değer olarak başköşeye oturttunuz mu, emeğin hakkını vermeye
mecbursunuz!
Çalışan insanın toplum içinde önemsenmesi ve örnek gösterilmesi, tembelliğin,
köşe-dönücülüğün horlanması, “İnsan insanın kurdudur” özdeyişinin yere
çalınması birbirlerine bağlı, birbirinden üreyen kavramlardır.
Bu yazının öznesini oluşturan adam, bütün bunları düşündükten sonra üzerine
kendisini bıraktığı divanda irkildi. Renkli camın düğmesini hışımla kapattı.
Doğruldu, kalktı…
Çünkü artık bir şeyler yapması gerekiyordu.
Çünkü düşünceler, sadece düşünce işlevinin sürmesini sağlayan soyut varoluşlar
değildi.
Şöyle bir etrafına bakındı.
Kendisini çevreleyen insan ilişkilerinde geçerli olan değerler hangileri idi?..
Yoksa çevresi, tilki kuyruklarının birbiri ile yarıştığı bir kurtlar sofrasından
mı oluşuyordu?..
En yüce değer gerçekten emek miydi?..
Yoksa, her bulduğunu yemek miydi?..
Adamımız sonunda işte bu soruları sordu?
Demek ki yolu biraz uzun da olsa, aydınlıklarla doluydu…
|
| Yorumlar | | Bu meatiyel için Henüz Yorum Yapılmamış, İlk yorumu siz Yapın! | | Yorum Ekle | |
|
|
|