Domat.us , Domatesin yeni adı, Yeni tadı - Beta
AnaSayfa Flash Oyunlar SMS Fıkra Yemek Tarifleri MSN Araçları Canlı TV Yazılar Domates  
 
Kategoriler
 
 
 

 
 
 

AnaSayfa > Şiirler/Şarkı Sözleri > Ruhumuzla Buluşmak- Can Dündar
Kategori: Şiirler/Şarkı Sözleri
Gönderen: Admin
Tarih: 2011-04-21
Puan: 0   Puan:0 | Katılımcı:0 | Katılımcı : 0
Okunma: 253
  
 
1 puan 2 puan 3 puan 4 puan 5 puan 6 puan 7 puan 8 puan 9 puan 10 puan

Meksika’da İnka tapınaklarına çıkmak isteyen Avrupalı bir grup arkeolog, birkaç
yerli rehberle yola koyuluyor. Dağın tepesindeki tapınaklara giden uzun yolu,
kısa bir sürede yarılıyorlar. Aynı hızla tempoyla biraz daha yol aldıktan
sonra, yerliler kendi aralarında konuşup birden yere oturuyor ve böylece
beklemeye başlıyorlar. Tabii Avrupalı arkeologlar buna bir anlam veremiyorlar.


Saatler sonra, yerliler kendi aralarında konuşup tekrar yola koyuluyor ve
sonunda tepenin üstündeki görkemli İnka tapınaklarına geliyorlar.


Arkeologlardan biri, yaşlı rehbere soruyor; “hiç anlayamadım, niye yolun
ortasına oturup saatlerce yok yere bekledik? “


Yaşlı rehberin cevabı o kadar güzel ki; “çok kısa sürede çok hızlı yol aldık,
ruhlarımız bizden çok uzakta kaldı. Oturup ruhlarımızın bize yetismesini
bekledik...”


Niye içimiz de hep bir eksiklik duygusuyla yaşadığımızı, niye mutlu olmayı
beceremediğimizi, niye kendimiz olmayı başaramadığımızı ve “niye” ile başlayan
daha bir dolu sorunun cevabını açıkça veriyor İnkalar’ın yaşlı torunu.


Çünkü bu aptal hayat içinde o kadar hızla yol alıyoruz ki, ruhumuz çok arkada
kaldı, hatta onu nerelerde unuttuğumuzu bile hatırlayamıyoruz. Çocuğunu
kaybeden annelerin çılgınlığında bir sağa bir sola saldırıyoruz hepimiz, ama
bir farkla, biz neyi aradığımızı bile bilmiyoruz... Herkes bir arayış içinde,
ama hiç kimse ne aradığını bilmiyor. Sanıyoruz ki cok paramız, sürekli yükselen
bir kariyerimiz, bahçeli bir evimiz, spor bir arabamız olunca biz de çok mutlu
olacağız.


Hadi maddeciliği bir kenara bırakalım; niye herkes aşktan şikayetçi? Çevremiz
de kaç kişinin aşk hayatı iyi gidiyor? Eminim parmakla sayılacak kadar azdır.
Ve eminim hic kimse yanlışın nerede olduğunu da bulamıyordur. Ben ten uyuşması
kadar ruh uyuşmasının önemine inanırım. Hatta insanların eş ruhlarının olduğuna
bile inanırım. Ama ruhları olmayan bedenler birbirleriyle ne kadar uyuşabilir
ki?


Evet, önce göz görür fakat ancak ruh sever. Ayrıca ruhumuz olmadan eş
ruhumuzu bulmak gibi bir şansımız olmadığına da eminim... İşte bu yüzden icimiz
de sürekli bir eksiklik duygusuyla yaşıyoruz hepimiz. İşte bu yüzden sürekli
duvarlara çarpıp,çarpıp kendimizi kanatıyoruz ve işte bu yüzden mutluluğu bir
türlü yakalayamıyoruz... Gerçekte hIz çağında yaşıyoruz. Her şey o kadar hızlı
geçiyor ki, ne işe , ne arkadaşlarımıza, ne ailemize, ne çocuğumuza, ne
kendimize yeterince vaktimiz kalmıyor. Akrep ve yelkovanla yarış halindeyiz. Bu
yüzden bütün ilişkiler yarım yamalak, bütün sevgiler bölük pörçük. Sevmeye bile
vaktimiz yok bizim. Oysa teknolojinin nimetlerinden fazlasıyla yararlanıyoruz.
Ne çamaşır yıkıyoruz ne de bulaşık, çayımızı kahvemizi makineler yapıyor.
İşlerimizi bir telefon, bir faksla hallediyoruz. Uçaklar bizi iki saat içinde
dünyanın bir ucuna taşıyor. Hatta artık gitmeye bile gerek yok, internetle
dünya elimizin altında. Ama yine de vaktimiz yok işte!


Bence doğanın kara bir laneti bu. Biz ondan uzaklaştıkça, o da bizden bütün
zamanları çalıyor. Milan Kundera “yavaşlık” adlı kitabında; ”yavaşlık hep
aldatır,hızlılık ise unutturur” diyor.


Telefon hızlılık mesela, konusulanları, söylenenleri unutturur. Mektupsa
yavaşlık, hep vardır ve hep hatırlatır. Ben kendi adıma her zaman yavaşlıktan
yanayım. Mesela uçaklardan hiç hoşlanmam, yeni bir şehre, yeni bir iklime
hazırlanmaya, hatta hayal kurmaya bile vakit bırakmıyor bana ”Küt” diye başka
bir hayatın içine giriveriyorum. Ve en kötüsü de dönüşler, daha ayrılığın
hüznünü bile yaşamadan İstanbul’da olmak sahiden de cok tatsız. Tabii ki
ruhumun beni terk edip oralarda kalması da cok normal. Oysa trenler karanlık
geceyi yırtan keskin düdüğü, uykuda olanlara yolculuk düşleri gösteren kara
trenler... Dağları bölen, nehirlerle yarışan, köprülerden geçen, agaçları
selamlayan, cocuklara el sallayan, güne bakanlara göz süzen, geçmişin hüznünü,
geleceğin umudunu yaşatan, yolcularına yepyeni dostluklar hazırlayan kara
trenler var bir de.


Uçak değil, tren olmak istiyorum. Böylece ruhum benden hiç ayrılmaz. Evet
freni patlamış kamyon gibi yaşamanın hiç anlamı yok. Ayağımızı gazdan yavaş
yavaş çekelim ve biraz mola verip ruhumuzun da bize yetişmesini bekleyelim
artık. Aceleye ne gerek var?


Hayat yalnız biz izin verdiğimiz gibi geçer. İyi ya da kötü hızlı ya da
yavaş...
Her şey bizim elimizde, sevgi de, aşk da, basarı da. Ama ancak kendi ruhumuzla
buluştuğumuzda...


Can DÜNDAR


vecizeler [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:27)]
Ağaçlara sarılmak [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:178)]
Ben seni Sevdim mi? [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:392)]
AGLAK ADAM (KADIN) [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:402)]
Dokunan bıçak dizeler [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:505)]

Bir Dünya Bırakın [Puan:8 | Katılımcı:102 (Hit:16650)]
Erkek dediğin - Can Yücel [Puan:5 | Katılımcı:7 (Hit:13914)]
Bir İnsanı Unutmak Zorunda Kaldın mı Hiç?? [Puan:9 | Katılımcı:6 (Hit:8312)]
Kadın Dediğin - Can Yücel [Puan:10 | Katılımcı:4 (Hit:6674)]
Bir küçücük aslancık [Puan:9 | Katılımcı:12 (Hit:2636)]

Bu meatiyel için Henüz Yorum Yapılmamış, İlk yorumu siz Yapın!
isim Zorunlu Alan! 
Mail Zorunlu Alan! 
Yorumunuz Zorunlu Alan! 
Kalan Karekter.
Resim Onayı Zorunlu Alan! 

 
Yararlı Linkler
  • Malmıyımneyim
  • 50 Tl ye web sitesi
  •  
     
     
     
      AhmBay © 2008 | Render: 0.025 s. | iletisim