|
| EDEP - Hikayeler Haberler, Yazılar, Fıkralar |
| AnaSayfa > Hikayeler > EDEP | |
| | Kategori | : Hikayeler | | Gönderen | : Admin | | Tarih | : 2011-06-21 | | Puan | : 0 | Katılımcı : 0 | | Okunma | : 421 | | | | | |
| | Reklamlar
Eskiden "Kapıyı kapat!" denilmezmiş. Allah (cc) kimsenin kapısını kapatmasın diye düşünülürmüş. "Kapıyı ört, ya da sırla" denilirmiş. Kapının kapanmadan yavaşça örtülmesi edebdenmiş.
“Lambayı
söndür” demezlermiş. Allah (cc) kimsenin ışığını söndürmesin. "Lambayı
dinlerdir" derlermiş. Lamba yakılmaz, uyandırılırmış.
Uyuyan
birisi uyandır...ılmak İçin sarsılmaz veya adı ile çağırılmazmış. "Ag=C3=A2h
ol erenoler" derlermiş. Nezaket, incelik, edeb her işin başı imiş de
ondan... Ona eren uyanık olurmuş. İnsanların sözü kesilmez, işaret ve
işmar edilmez, fısıltılar, gizli konuşmalar hoş karşılanmazmış.
Hanımlar beylerine "Efendi" derlermiş, "siz" derlermiş. Hanımefendiliklerini gösterirlermiş.
Gezerken
yere yumuşak basılır, ses çıkarmamaya çalışılırmış. Yerdeki haşerata
basmamaya özen gösterdiği için adı "Karınca basmaz Efendi” ye çıkan
insanlar varmış.
Kapıdan çıkarken arkasını dönmemek, geri geri çıkmak edebdenmiş.
Kapı
eşiğindeki misafirlere ait ayakkabılar, dışarıya doğru değil, içeriye
doğru çevrilirmiş. "Git bir daha gelme!" der gibi değil de. "Gitsen de
ayağının yönü buraya dönük olsa" dercesine dizilirmiş.
Canlı cansız her şeyin bir hatırı varmış. Eskiler hayatı o kadar nurani, o kadar temiz, o kadar man=C3=A2lı yaşarmış.
Üstad Necip Fazıl bu hali “Komşuya hatır soran sıra sıra terlikler,
Ölçülü uzaklıkta yakın beraberlikler." diye tarif eder.
|
| Yorumlar | | Bu meatiyel için Henüz Yorum Yapılmamış, İlk yorumu siz Yapın! | | Yorum Ekle | |
|
|
|