Domat.us , Domatesin yeni adı, Yeni tadı - Beta
AnaSayfa Flash Oyunlar SMS Fıkra Yemek Tarifleri MSN Araçları Canlı TV Yazılar Domates  
 
Kategoriler
 
 
 

 
 
 

AnaSayfa > Fıkralar > Senin icin ölür
Kategori: Fıkralar
Gönderen: Admin
Tarih: 2009-09-07
Puan: 0   Puan:0 | Katılımcı:0 | Katılımcı : 0
Okunma: 150
  
 
1 puan 2 puan 3 puan 4 puan 5 puan 6 puan 7 puan 8 puan 9 puan 10 puan

SENİN İÇİN ÖLÜRÜM…..

Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez....
Biri
tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere,
bir kere, bir kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı
duraktan, aynı otobüse bindiler.
Gençtiler, çok genç...
Birbirileriyle
konuşacak cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başardılar.
İkisi de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında.
Delikanlı arkadaşında kaldığı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise
ablasında....
<
< evlerinden erkenden çıkıp her sabah, görebilmek için
birbirilerini>, şehrin öbür ucundaki o durağa, onların durağına
geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra...

Okullarını bitirince hemen evlendiler.
Mutluydular
hem de çok mutlu... Bazen işsiz, bazen parasız kaldılar ama öylesine
sıkı kenetlenmişti ki yürekleri ve elleri hiçbir şeyi umursamadılar.
Ayın sonunu zor getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir
mimar olduklarında da hep mutluydular. Zaman aşımına uğrayan,
alışkanlıklara yenik düşen, banka hesabında para kalmadığı için ya da
tam tersine o hesabı daha da kabarık hale getirmek uğuruna
bitip-tükeniveren sevgilerden değildi onlarınki...

Günler
günleri, yıllar yılları kovaladıkça sevgileri de büyüdü, büyüdü... Tek
eksikleri çocuklarının olmamasıydı. Zorlu bir tedavi sürecine rağmen
çocuk sahibi olmayınca, "bütün mutlulukların bizim olmasını beklemek,
bencillik olur" diyerek devam ettiler hayatlarına. Çocuk yerine,
sevgilerini büyüttüler...

"Senin için ölürüm" derdi kadın,
sımsıkı sarılıp adama ve adama "Hayır, ben senin için ölürüm" diye
yanıt verirdi hep... Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not
görürdü kadın, "Bir tanem, kütüphanenin ikinci rafına bak...."
Kütüphanenin
ikinci rafında başka bir not olurdu, "Mutfaktaki masanın üzerine bak ve
seni çok sevdiğimi sakın unutma" Mutfaktaki masadan, salondaki dolaba
sevgi dolu notları okuya okuya koşturan kadın, sonunda kimi zaman bir
demet çiçek, kimi zaman en sevdiği çikolatalar, kimi zaman da pahalı
armağanlarla karşılaşırdı...

Aldığı hediyenin ne olduğu önemli
değildi zaten.... Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne kadar
yoğun olursa olsun hep birbirlerine ayıracak zaman
buluyorlardı bulmasına ama kırklı yaşların ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya karar verdiler.

Adam,
hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye başladı.
Kadın da mimarlık bürosunu kapadı ve sadece özel projelerde görev aldı.

Artık daha fazla beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde
dolaşırken, harap durumda bir ev gördü kadın, üzerinde "satılık"
levhası asılı olan. "Ne dersin, bu evi alalım mı?" dedi adama. "Bu
viraneyi yıktırır, harika bir ev yaparız. Projeyi kafamda çizdim bile.
Kocaman terası olan, martıları kahvaltıya davet edeceğimiz bir deniz
evi yapalım burayı..." "Sen istersin de ben hiç hayır diyebilir miyim?"
diye yanıt verdi adam.

"Amerika'daki tıp kongresinden döner
dönmez ararım emlakçıyı... Kaç para olursa olsun, burası bizimdir
artık...." Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde,
ayrılmaları zor oldu adam Amerika'ya giderken. Her gün, her saat
konuştular telefonla. Gözyaşları içinde kucaklaştılar havaalanında.
Fakat birkaç gün sonra, kocasında bir tuhaflık olduğunu fark etti
kadın. Eskisi kadar mutlu görünmüyor, konuşmaktan kaçınıyordu. Onu
neşelendirmek için, sahildeki evi hatırlattı ve çizdiği projeyi verdi
kadın ama hiç beklemediği bir cevap aldı:

"Canım, o ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi unut...



" Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da acı, daha da
çekilmez gelir.
Kadın, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini
söylemesi için yalvardı adama,

Senin için ölürüm, biliyorsun,
ne olur anlat" diye dil döktü boş yere... Yıllardır sevdiği adam,
duyarsız ve sevgisiz biriyle yer değiştirmişti sanki.. Ona ulaşmaya
çalıştıkça, beton duvarlara çarpıyordu kadın, her çarpmada daha fazla
kanıyordu yüreği...

Bir gün, çocukluğunun, gençliğinin ve
bütün hayatının birlikte geçtiği arkadaşına dert yanarken, "Artık
dayanamıyorum, sana söylemek zorundayım" diye sözünü kesti arkadaşı.
"O, seni aldatıyor. İş yerimin tam karşısındaki restoranda genç bir
kadınla yemek yiyiyor her öğlen. Sonra sarmaş dolaş biniyorlar
arabaya...

.." "Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları"
diye bağırdı kadın. Onca yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla
suçladı....
Ertesi gün, öğle vakti o restoranın hemen karşısında bir
köşeye sindi sessizce ve peri masallarının sadece masal olduğunu
anladı... Kocasının eskiden aynı hastanede çalıştığı genç çocuk
doktorunu tanıdı hemen. Bazen evlerinde ağırladıkları adına nasıl
sarıldığını gördü adamın...
Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen
bağırıp, bazen ağlayarak, bazen ona sımsıkı sarılıp bazen de
yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi. İnkar etmedi adam.
Zamanla
duyguların değişebildiği, insanların orta yaşa geldiklerinde farklılık
aradığı gibi bir şeyler geveledi ağzında ve bavulunu alıp gitti evden.
Kapıdan çıkarken, "son bir kez kucaklamak isterim seni" diyecek oldu
ama kadın, "defol" dedi nefretle... İlk celsede boşandılar... Modern
bir aşk hikayesinin böyle son bulmasına kimse inanamadı.

Arkadaşlarının
desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı kadın. Adamın, sevgilisiyle birlikte
Amerika'ya yerleştiğini öğrendi. Bazen yalnız kaldığında, onu hala
sevdiğini hissedince, ağlama nöbetleri geçiriyor, aşkın yerini, en az
onun kadar yoğun bir duygu olan nefretin alması için dua ediyordu.

Aradan
bir yıl geçti... Her şeyin ilacı olduğu söylenen zaman bile, kadının
derdine çare olamamıştı. Bir sabah, ısrarla çalan zilin sesiyle uyandı..
Kapıyı açtığında, karşısında o kadını gördü. "Sen, buraya ne yüzle
geliyorsun" diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı.

"Lütfen, içeri girmeme izin ver, mutlaka konuşmamız gerekiyor." dedi genç kadın.

Kanepeye
ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya başladı: "Hiçbir şey
göründüğü gibi değil aslında. Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü.
Geçen yıl Amerika'daki kongre sırasında öğrendi hastalığını ve yaklaşık
bir senelik ömrü kaldığını. Buna dayanamayacağını, hep söylediğin gibi
onunla birlikte ölmek isteyeceğini biliyordu. Seni kendinden
uzaklaştırmak için, benden sevgilisi rolünü oynamamı istedi.
Ailesine
de haber vermedi. Birlikte Amerika'ya yerleştiğimiz yalanını yaydı.
Oysa ilk karşılaştığınız otobüs durağının karşısında bir ev tutmuştu.
Tedavi görüyor ve kurtulacağına inanıyordu ama olmadı. Gece fenalaşmış,
bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim. Sana bu kutuyu vermemi istedi..


.." Gözlerinden akan yaşları durduramayacağını biliyordu kadın.
Hemen oracıkta ölmek istiyordu. Eline tutuşturulan kutuyu açmayı neden
sonra akıl edebildi. İtinayla katlanmış bir sürü kağıt duruyordu
kutuda. İlk kağıtta, "Lütfen bütün notları sırayla oku bir tanem"
diyordu...
Sırayla okudu; "Seni çok sevdim", "Seni sevmekten hiç
vazgeçmedim", "Senin için ölürüm derdin hep, doğru söylediğini
bilirdim." "Fakat benim için ölmeni istemedim" "Şimdi bana söz vermeni
istiyorum." "Benim için yaşayacaksın, anlaştık mı?" son kağıdı eline
alırken, kutuda bir anahtar olduğunu gördü kadın...
Ve son kağıtta şunlar yazılıydı:

"Sahildeki
evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım. Kocaman terasta
martılarla kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor olacağım...."



Fikra: Galatasayarlı [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:204)]
Temel otel musterisi olursa [Puan:10 | Katılımcı:1 (Hit:199)]
Yaşlı Marangoz [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:396)]
Fıkra: Aptal Milletvekili [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:406)]
FIKRA :Beraat [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:277)]

Kadın ile şeytan [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:710)]
Kaz Gondersem Yolar mısın?? (Super bir Fıkra) [Puan:10 | Katılımcı:1 (Hit:707)]
Ziraat mühendisi [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:700)]
Bir üst sınıfa terfi [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:691)]
Aynayı ilk defa goren istanbullular ne yapmış [Puan:0 | Katılımcı:0 (Hit:677)]

Bu meatiyel için Henüz Yorum Yapılmamış, İlk yorumu siz Yapın!
isim Zorunlu Alan! 
Mail Zorunlu Alan! 
Yorumunuz Zorunlu Alan! 
Kalan Karekter.
Resim Onayı Zorunlu Alan! 

 
Yararlı Linkler
  • Malmıyımneyim
  • 50 Tl ye web sitesi
  •  
     
     
     
      AhmBay © 2008 | Render: 0.015 s. | iletisim